CİHAD DEMEK ALLAH
YOLUNDA HER TÜRLÜ MÜCADELE VERMEK DEMEKTİR.
- Ey Allah'ın Resûlü!
Allah yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur?"
(Başka bir amelle) dedi,
ona güç getiremezsiniz !"
Soruyu soranlar ikinci ve
hatta üçüncü sefer tekrar sordular.
Resûlullah her seferinde
aynı cevabı verip:
(Bir başka amelle) ona
güç getiremezsiniz!" dedi ve sonra şunu ilâve etti:
Allah yolundaki mücâhidin
misâli (gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden oruç tutup, namaz kılan,
Allah'ın âyetlerine de itaatkâr olan ve Allah yolundaki mücâhid, cihaddan
dönünceye kadar namaz ve oruçtan hiç gevşemeyen kimse gibidir. "
Buharî,
Cihad 2; Müslim, İmâret 110, (1878); Tirmizî, Fed ilu'l-Cihâd 1, (1619); Nesâî,
Cihâd 17, (6,19); Muvatta, Cihâd 1, (2, 443).
KAFİRLERE KARŞI CİHAD
İslam, başkalarına boyun eğmek değildir.
İslam, Allah’a O’nun buyruklarına teslim olmaktır. Cihadı terk eden müslüman
milletler düşman kafirlerin kuklası olmaya mahkumdurlar.
İslamiyette cihadın, düşmanla savaşmanın
farz kılınmasının hikmeti; zulmü, şerri, fesadı önlemek, İslam’ı en güzel bir
şekilde ve en güzel bir öğütle, ilim ve hikmetle tanıtmak, Allah sözünü en
üstün tutmak, zulmü, kötülüğü; müslümanlara inkarcılar ve ehl-i küfür tarafından
gelecek ararları bertaraf etmek, önlemektir.
Müslümanların
varlıklarının; düşmanın zararından, tahrip ve tecavüzünden korunmasıdır.
Hazreti Ebubekir
(Radıyallahu nah)ın halife seçildiği zaman yaptığı konuşmada şöyle bir uyarıda
bulunuyor: “…Bir millet, Allah yolunda cihadı terk
edecek olursa Allah, o kavmi zillete düşürür.”
AYETİ
KERİMELERDE CİHAD KONUSUNUN ÜZERİNDE ÇOK DURULUR.
"Bana dokunmayan
yılan bin yaşasın" şeklindeki bir düşünce, İslami olamaz.
Müslüman, toplumda
meydana gelen olaylara ilgisiz kalamaz. Bu konuda Hz. Ebu Bekir'in şu ikazı,
son derece anlamlıdır:
"Ey insanlar !
Sizler, "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz hidayette olduktan
sonra, başkasının dalaleti size zarar, vermez" (Maide Sûresi,105) ayetini
yanlış anlıyorsunuz. Biz Resululah'ın şöyle dediğini duyduk: "İnsanlar
kötülüğü görüp de, onu değiştirmeye çalışmazlarsa, Allah'ın onlara umumi bir
bela vermesi yakındır." (4)
Resulullah'ın şu ifadesi
de, kâmil müminin kötülüklere karşı tavrını belirlemektedir: " Cihadın en
efdali, zalim sultanın yanında, hak sözü söylemektir."
Toplumdaki kötülerle
iyilerin mücadelesini Resulullah (asm.), aynı gemide yer alan iki grup yolcu
temsiliyle anlatır. Bir grup yolcu geminin güvertesinde, diğer grup yolcular
ise, geminin alt katındadır. Alt kattakiler güvertedekilerden su isterler.
Üstekiler ise, ne su verirler ne de onların su almak için yukarı çıkmasına
müsaade ederler. Bunun üzerine, alt kattakiler, su elde etmek niyetiyle gemiyi
delmeye başlarlar. Üsttekiler, buna engel olurlarsa hepsi kurtulacaklar; onları
kendi hallerine bırakırlarsa, beraber boğulacaklardır. (7)
İşte toplum o gemidir.
Tarihin her devrinde bu gemiyi batırmak isteyenler olmuştur. Günümüzde de,
yaşadığımız toplum gemisini batırmaya çalışanlar az değildir. Bu menfi
çalışanlara mukabil, müspet cephede yer alanlar, görevlerini yapmak
zorundadırlar. Tirmizi,
Fiten,12
Bazı İslami olarak bilinen ılımlı kesimler,
cihad sevgisini mü’minlerin kalplerinden çıkarıp atmak için “İslam kılıçla
değil hoşgörü ile yayılır” gibi hezeyanlarda bulunuyorlar.
Bunların Ku’an-ı kerimden
nasibi bu kadar…
İslam, kılıç ile yayılmak için değil,
kafirleri adam etmek için cihadı emreder. Kafirlerin şerrinden korunmak için
kılıcı emreder.
Bakınız Yüce Rabbimiz ne
buyuruyor:
“Onlarla çarpışınız. Allah onları sizin
ellerinizle (onları) azablandırsın hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size
zafer versin mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. “ (9/14)
“Fitne
kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet
vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.” (8/39)
“Ey Peygamber kafirlere ve münafıklara karşı
cihad et ve onlara karşı ‘sert ve caydırıcı’ davran. Onların barınma yeri
cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.” (66/9)
“Allah’a ve Resûlü’ne karşı savaş açanların
ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları
ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden
sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir
azab vardır.” (5/33)
“Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz
kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz
bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir”(Bakara 216)
“Allah yolunda muharebe edin. Bilin ki
şüphesiz Allah hakkıyla işitici, kemaliyle bilicidir.” (Bakara
244)
“(Ey müminler!) sizler gerek hafif, gerek
ağırlıklı olarak elbirlik (savaşa) çıkın. Allah yolunda mallarınızla,canlarınızla cihad
edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için çok hayırlıdır.”(Tevbe
41)
“Allah’a ve Peygamberine iman edip
mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda mücahede edersiniz. Bu sizin için çok
hayırlıdır; eğer bilirseniz.” (Saf 11)
Kur’an-ı Kerimde cihad ile ilgili daha bir
çok ayeti kerime bulunmaktadır.
Savaş hoşunuza gitmediği halde üzerinize
yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır
ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz
bilmezsiniz. (2/216)
Şüphesiz iman edenler hicret edenler ve
Allah yolunda cihad edenler; işte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah
bağışlayandır esirgeyendir. (2/218)
Andolsun eğer Allah yolunda öldürülür ya da
ölürseniz Allah’tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta
olduklarından daha hayırlıdır. (3/157)
Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın
(sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz. (3/200)
Öyleyse dünya hayatına karşılık ahireti
satın alanlar Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken öldürülür
ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.
(4/74)
Mü’minlerden özür olmaksızın oturanlar ile
Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir.
Allah mallarıyla ve
canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır.
Tümüne güzelliği
(cenneti) va’detmiştir; ancak Allah cihad edenleri oturanlara göre büyük bir
ecirle üstün kılmıştır. (4/95)
Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle
karşılaştığınız zaman onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın). (8/15)
Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır.
Şayet size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah bana nimet verdi,
çünkü onlarla birlikte olmadım” der. (4/72)
Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek
acı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip
değiştirecektir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, herşeye güç
yetirendir. (9/39)
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan)
geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve
canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler.
De ki: “Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.” Bir
kavrayıp-anlasalardı.” (9/81)
“Mü’minlerden özür olmaksızın oturanlar ile
Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah
mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün
kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah cihad edenleri
oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.” (4/95)
“Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız O sizi pek
acı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip
değiştirecektir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah herşeye güç
yetirendir.” (9/39)
CİHAD SEVGİSİ ALINMAK
İSTENİYOR
Ilımlaştırma projesinde cihad kavramı da
sulandırılmak, Müslümanların kalplerinden koparıp alınmak isteniyor.
Halbuki müslüman mücahittir. Allah yolunda
malıyla, canıyla elinden geldiği gibi cihad eder.
Akın Halid bin Velid son nefeslerinde ne
buyuruyor:
“Ey yakınlarım! Cihâda sarılın! Bu topraklar
ancak cihâd etmekle korunabilir Yermük,
Rumlarla yaptığımız ilk büyük savaştır.
Bundan sonra, daha nice
savaşlar birbirini takip edecektir.
Sakin gaflete düşmeyin!”
Kolaylaştırınız,
güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Kim kötü ve çirkin bir iş
görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna
da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, İman, 78; Ebu Davud, Salat, 248
Müslüman müslümanın
kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin)
kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim
müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü
sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim
bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3;
Müslim, Birr, 58
Birbirinize buğuz
etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey
Allah"ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din)
kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhârî, Edeb, 57, 58
Hiç şüphe yok ki doğruluk
iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah
katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük
de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok
yalancı) diye yazılır.
Buhârî, Edeb, 69; Müslim,
Birr, 103, 104
İnsanı) helâk eden şu
yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine:
Allah"a şirk koşmak, sihir, Allah"ın haram kıldığı cana kıymak, faiz
yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada
bulunmak buyurdu.
Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb,
48; Müslim, Îmân, 144.
30
İslam literatüründe, ayet
ve hadislerin çerçevelediği anlamlarda cihad kavramı aşağıda sıralanan görev ve
sorumlulukları içinde toplamaktadır:
1. Allah’ın rızasına
uygun bir şekilde dini nefsinde ömür boyu yaşama çabası, Allah yolunda samimi
kulluk gayret ve ciddiyeti, nefse ve şeytana karşı mücadele vermek, nefs-i
emmarenin tahakkümünü kırmak,
2. Hakkın hatırını üstün
tutma ve hakikati hakim kılma gayreti,
3. Dini emirleri öğrenip
ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek,
4. İyiliği emredip
kötülükten sakındırmak,
5. Güçlüklere karşı göğüs
germek, kaba hareketlere karşı sabır göstermek,
6. İslam’ı tebliğ, ilahi
mesajı bütün insanlığa duyurma aşk ve gayreti,
7. Düşmanlara karşı ilmi
ve fikri mücadele, ilim ve teknolojide etkinlik ve üstünlük sağlama,
8. Maddeten terakki
ederek ekonomi ve kültür savaşında güç ve üstünlük kurmak,
9. Devleti basiretle
yönetmek, çıkarcılara, vurgunculara fırsat vermemek,
10. Başka ülkelerin
siyasi, ekonomik ve askeri tahakkümleri altına girmemek için say ve gayret
göstermek,
11. Düşmanın her türlü
ihanet ve saldırılarına karşı önceden gereken her türlü tedbirleri almak,
12. Savaş zarureti ortaya
çıktığında, düşmandan korkmamak, kaçmamak, bütün güç ve gayreti ile savaşa
katılmak ve Allah’a güvenmektir.
İmam Muhammed
Bakır (r.a.) şöyle buyurmuştur: "
Hz. Mehdi (a.s) de ceddi
Muhammed gibi kılıçla kıyam edecek, Allah ve Resulünün düşmanlarını
katledecektir; kılıç ve korkuyla galib gelecek ve ordusunun hiç bir ferdi yenik
düşmeyecektir". (Bihar-ul Envar, c.51, s.218.)
Beşir şöyle der: Ebu
Cafer’e (r.a.) şöyle bir soru sordum: İnsanlar diyorlar ki Mehdi kıyam edince
işler kendiliğinden düzelecek ve bir damla kan dökülmeyecektir. Bu denilenler
doğru mudur?" İmam (r.a.) şöyle buyurdular: "Allah’a
andolsun ki bu doğru değildir. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı Hz.
Resulullah (s.a.v.) için gerçekleşirdi. Halbuki Hz. Resulullah’ın (s.a.v.)
savaş meydanlarında dişleri kanadı ve mübarek alnı yarıldı. Allah’a andolsun
savaş meydanlarında ter ve kanlar dökülmedikçe Sahib-ul Emr’in kıyamı başarıya
ulaşmaz." (Bihar, c.52, s.358.)
"(Her asırda)
ümmetimden bir topluluk kendilerine düşmanlık edenlere karşı üstünlük
sağlayarak hak uğrunda savaşmaya devam edeceklerdir. Nihayet onların en
sonuncusu (olan topluluk) da Mesih deccali öldürecektir."
(Buhârî, i'tisâm 10, Müslüman, İmam 247; İmare 170, 173, 174; Tirnıizî, Fiten 27, 51; İbn Mace, Mukaddime 1; Fiten 9;. Ahmed b Hanbel, V, 34,269, 278, 279.; Sünen-i Ebu Davud Terceme've Şerhi; Şamil Yayınları: 9/449)
"Mehdi'nin zuhur
zamanı gelince Allah Teala onun kılıç ve bayrağını konuşturur ve onlar da
"Ey Allah'ın dostu, kalk ve Allah'ın düşmanlarını öldür." derler.
(Kıyamet Alametleri, sayfa 164)
Hz.İmam Rıza(A.s)
buyurmuştur;
"Hiçbir kimsenin,
O'nun boynunda biati olmadığı için kılıçla kıyam edecektir." (Kemaluddin,
c.2, bab.44, h.4,s.232
İmam Zeyn-ul Abidin
aleyhi's-selâm şöyle buyurmuştur:
"BİZİM KAİM'İMİZ
(HZ. MEHDİ (AS)) İLE ALLAH'IN RESULLERİ ARASINDA BİR TAKIM BENZERLİKLER VARDIR
: .... Muhammed (sav) ile de kılıçla kıyam etmesinde benzerliği vardır."
(Kemal'ud-Din s. 322, 31. babin 3. hadis)
Hz. Mehdî'nin başına da
dikkat çekilmiş, sünnet olan sarığı başından çıkarmayacağı bildirilmiştir.
(et-Burhan, Varak: 81a; elHavî, 2:61, 62; İs'âfü'r-Rağıbîn, s. 148, 149.)"Hz.
Mehdî çıktığında başında bir sarık olacak ve bir münadî 'Bu Allah'ın halifesi
olan Mehdî'dir. Ona uyunuz" diye seslenecektir."
(<span>el-Kavlü'-Muhtasar, s. 25.)</span>
Mehdi benim ıtretimden
bir adamdır. Benim vahy üzerine çarpıştığım gibi o da benim sünnetim üzere
çarpışacaktır. (Naim b. Hammad)
Ehl-i Beyt’in
hadislerinden de İmam-ı Ahirzaman (r.a.) ve taraftarları savaş ve cihad
vasıtasıyla küfür ve maddeciliğe galip olacak ve savaş gücüyle zulüm ve
dinsizlik taraftarlarını yenmektedir. Bu hususta bir çok hadis vardır. Örneğin:
İmam Muhammed Bakır
(r.a.) şöyle buyurmuştur: "Hz. Mehdi (a.s) de ceddi Muhammed gibi kılıçla
kıyam edecek, Allah ve Resulünün düşmanlarını katledecektir; kılıç ve korkuyla
galib gelecek ve ordusunun hiç bir ferdi yenik düşmeyecektir". (Bihar-ul
Envar, c.51, s.218.)
Beşir şöyle der: Ebu
Cafer’e (r.a.) şöyle bir soru sordum: İnsanlar diyorlar ki Mehdi kıyam edince
işler kendiliğinden düzelecek ve bir damla kan dökülmeyecektir. Bu denilenler
doğru mudur?" İmam (r.a.) şöyle buyurdular: "Allah’a andolsun ki bu
doğru değildir. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı Hz. Resulullah (s.a.v.) için
gerçekleşirdi. Halbuki Hz. Resulullah’ın (s.a.v.) savaş meydanlarında dişleri
kanadı ve mübarek alnı yarıldı. Allah’a andolsun savaş meydanlarında ter ve
kanlar dökülmedikçe Sahib-ul Emr’in kıyamı başarıya ulaşmaz." (Bihar,
c.52, s.358.)
Anlaşıldığı gibi Hz.
Mehdi’nin (a.s) zaferi sadece ilahi yardım ve gaybi güçle değildir. Mucizevî
bir şekilde zahiri güçten istifade etmeksizin ıslah hareketlerini başlatmak
istememektedir. İlahi yardımların yanısıra ordu ve silah gücünden de istifade
edecektir. (ilim, teknoloji ve korkunç savaş silahlarının ilginç gelişimini de
gözönünde bulundurunuz.)
Kur'andaki İslam Birliği
emrinin önüne de bir ırka bağlılığı (Türk-İslam Birliği) katıyor. Ama Kur'an'da
bir ırka bağlılıkla İslam Birliği emri olmadığı zaten bellidir ! Bu
düşüncesiyle din üzerinden ırkçılık yapmaktadır !
Şu anda Yahudilerin
yaptıkları zulüm ve fesata rağmen onların hamisi olduğunu ve de kıyamete yakın
cezalandırılacakları ile ilgili hadisleri inkar etmektedir. Oysa Yahudilerin
cezalandırılması ile ilgili hadisten önce Kur'an-ı Kerim' de, İsra Suresininde
özellikle belirtilmektedir.
Isra SURESİ
4 - Biz İsrailoğulları'na
Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat
çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."
5 - Birincisinin zamanı
gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin
aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.
6 - Sonra sizi tekrar o
istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve
toplum olarak sizin sayınızı artırdık.
7 - Eğer iyilik
ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine
kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye
sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e
girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.
8 - Olur ki Rabbiniz size
merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler
için kuşatıcı bir zindan yaptık.
Şu anda Yahudiler bu
ayetlerden haberdar olmakla birlikte inanmamaktadırlar ve öyle bir ordu gelsin
sonra düşünürüz diyip cinayetlerine ve fesatlarına devam etmekteler. Yani tevbe
ehli kimseler değiller, iyilikten yana değiller. İşte bu yüzden hadislerde de
cezalandıralacağı bahsedilmektedir.
Abdullah bin Ömer (ra)
bildirdi: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:
"Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz onlara musallat
kılınacaksınız! Öldürme o kadar şiddetli olacak ki, bir kaya parçası: ‘Ey
Müslüman! Şu arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!’ diye haber
verecektir.”(Müslim, Fiten, 81)
Ebû Hüreyre (ra)
bildirmiştir: “Resûl-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:
"Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte
Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve
ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu,
şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece
Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten,
82)
Talikan'a (Afganistan'a)
yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri
vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman
Mehdi'sinin yardımcılarıdır.
(Kitab-ül Burhan Fi
Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)
Peygamberimiz
(s.a.v.)hiçbir zaman arap milliyetçiliğini taşıyacak en ufak bir fikirle ortaya
çıkmamış aksine arap ve ara olmayan milliyetçilikleri yermiş hiçbir
üstünlüğünün olmadığını vurgulamıştır. İslam evrensel bir dindir bir ırka
bağlılığı söz konusu değildir.
Ahirzaman'ın son İmamı
da; ırkçılık, mezhepçilik, hizipçilik, dünyapereslik v.s. gibi İslam ümmeti
içinde ihtilafa sebebiyet vererek dağılmasına yol açan bu gibi şeylere sıfır
tolerans tanıyarak yeniden toplaması beklenmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder