8.03.2016

Haydi tercihe! Allah’ın kulları bizler, şeytan ve yandaşlarından kurtulup Müslümanlığın ilkeleri İslam’a sarıldıkça saldırılarına karşı çok dikkatli olacağız! Vatikan merkezli Üst Akıl; halk kitlelerini yönlendirerek iç çatışma ile bir iç savaş planlanmaktadır!


Çünkü “Kâfirler, geçici dünya hayatını ebedî yurt olan ahiret hayatına tercih edenler, insanları Allah yolundan, İslâm’a girmekten alıkoyanlar, İslâmî hayatı yaşamaya, İslâmî faaliyetlere engel tedbirler alanlar, Allah yolunda tezat, tenakuz, pürüz, yalan, sapma arayanlardır. İşte onlar tamamen başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindedirler. (İbrahim S.3)”
Sevgili Peygamberimiz (s.a) Efendimiz ve ilk Müslümanlar en yakın akrabalarınca linç edilmediler mi? Yurtlarından çıkarılmadılar mı?
Milli duruşuyla milli dirilişe hizmet eden “Akit” ve “Yeni Şafak” gazete ve TV’lerimize terör saldırıları ve ilerde artarak devamı planlanan derin şer oyunlar karşısında sakin, salim ve sabırlı olacağız.
İki asırdır yanmakta olan, ırkçılık, mezhebçilik, cemaatçilik, tarikatçılık ve particilik ateşine yalan, iftira, şantaj benzini dökmeye devam ediyorlar!
“Düşmanımın düşmanı dostumdur!” yalanıyla dün, irtica dedikleri ve düşmanları uyandırıyorlar diye karşı çıktıkları sarıklı ve cübbeli kardeşlerimize bile beraber saldırtmak için sarıldılar! 
Hırs, hased ve kinlerinden gözü dönmüş bu kardeşlerimiz Siyonist ve Haçlıların ekmeğine yağ sürdüklerini anlayıp ne zaman pişman olacaklar? 
Günde 40 defa okudukları Fatiha Sûresi’ndeki imani ilkeleri uygulayarak Yahudi ve Hristiyanların yollarını açma ve işgallerini kolaylaştırma ihanetlerinden ne zaman vazgeçecekler?
Ülkemizin şehirleri Şam’a ve Bağdat’a çevrildiğinde mi? Ülkemiz işgal edildiğinde mi?
Yurtsuz, vatansız bırakıldığımızda mı? Allah, tüm bu olumsuzluklardan korusun!
Ama, dinimiz, mallarımız, vatanımız, yanmadan ve canlarımız acımadan, şimdi ciddi bir tercih zamanı!
Allah ve Resulünün düşmanlarını mı yoksa dostlarını mı? Emperyalist ülkelerin kirli menfaatlerini mı, şehid kanlarıyla emanet edilen ülkemizi mi?
Zalimleri mi, mazlumları mı? Ezenleri mi ezilenleri mi?
 Yüz yıldır, hak ve özgürlüklerimizi gasbedenleri mi? Yoksa hak ve özgürlüklerimizin önünü açanları mı? tercih edeceğiz. 
Akı mı, karayı mı tercih edeceğiz! İhaneti mi, sadakati mi? Kapı kulu dalkavukları mı? Uyarıcı gerçek eskimez dostları mı tercih edeceğiz!
Mal ve makam sahibi iken süt dökmüş kedi gibi susup emekli olunca da balkonlardan konuşmayı mı? Yoksa “kol kırılır yen içinde!” yani kavgaları odaların içinde yapıp dışarıda yekvücut olma ilkesini mi tercih edeceğiz?
Mal ve makamlar uğruna sinek kanadı kadar değersiz dünyayı mı yoksa zerresinin hesabının sorulacağı ahiret yurdunu mu tercih edeceğiz?
Bir nefes kadar yakın olan ölümü acısını tatmadan tercihlerimizi yapalım! Yoksa ölümden sonra tercih özgürlüğümüz yok! İtiraz etme ve pişman olma tercihimiz yok!
Şeytan ve yandaşlarının saldırıları karşısında en büyük tercihimiz saldırılan değerlere sarılmaktır!
Kur’an-ı Kerim’e, İslam’a, Peygamberimize saldırılar karşısında, İslam’a, Sünnet-i Seniyye’ye, güzel ahlak ilkelerine sarılalım. Okullarımızda Kur’an-ı Kerim, Siyer-i Nebi ve Ahlak dersleri ilk tercihimiz olmalı!
Başörtülerine mi saldırıyorlar. Kızlarımız ve hanımlarımız, Kâbe örtüsünden kıymetli edep, hayâ elbiselerine ve örtülerine sarılmayı tercih etmeli!
Namaza mı saldırıyorlar! Biz de namazlarımıza, camilerimize sarılmayı tercih edelim!
Ticaretimize mi saldırıyorlar! Biz de kendimiz ürünlerimizi yetiştirmeyi ve tüketmeyi tercih edelim!
Medyamıza mı saldırıyorlar? Milli medyamıza sahiplenerek desteklerimizle sarılmayı tercih edelim!
İşte düşmanlarımızın ülkemize, nefsimize neslimize saldırılarını etkisizleştirecek tek ilaç, saldırdıkları değerlere sahip çıkarak sarılmaktır! Tercihimiz bu olmalı?
Ölüm gelmeden haydi tercihe?
Dış ve iç işbirlikçilerin saldırıları karşısında, vatanımızı ve İslami değerleri tercih ederek dinimize ve ilkelerine sarılanlara ve canı pahasına “Vatan bölünmez, din ve namus çiğnetilmez ve Türkiye geçilmez!” destanını tekrar tercih edenlere selam olsun!
Allah (c.c), tüm şer planları planıyla bozsun. Küfür ve nifak ehlinin saldırıları karşısında, kendisine ve ilkelerine sarılanların daim yar ve yardımcısı olsun.
Allah’a emanet olunuz!
Selam, sevgi ve duayla. 
YENİ AKİT / Şefki Yılmaz

Hilal (Ay) İslam’ın simgesi, Haç ise Hristiyanlığın sembolüdür! Bayrağımız ve diğer Müslüman ülkelerin bayraklarının içindeki Hilal Ay, İslam’ı ve Kelime-i Tevhidi temsil eder! Hilal-Haç yani Hak ile Batıl’ın kavgası hiç bitmemiş ve kıyamete kadar da hiç bitmeyecektir! Kapitalizm, Sosyalizm, Komünizm Kamalizm, Laisizm vb. Haçlı Putları Anayasaları ve batıl kanunlarıyla beyinleri kelepçelenen Müslümanların güçsüz ülkeleri ve halkları şimdi Haçlı Ordularının saldırılarıyla yok edilmek istenmiyor mu?


Hilal (Ay) İslam’ın simgesi, Haç ise Hristiyanlığın sembolüdür! Bayrağımız ve diğer Müslüman ülkelerin bayraklarının içindeki Hilal Ay, İslam’ı ve Kelime-i Tevhidi temsil eder!
Sağlık sektöründe ve Yardım kuruluşlarında bile Kızılay, Müslüman Ülkelerin, Kızılhaç ise Hristiyan Ülkelerin sembolü olan Sağlık ve Yardım kuruluşlarıdır!
Hilal-Haç yani Hak ile Batıl’ın kavgası hiç bitmemiş ve kıyamete kadar da hiç bitmeyecektir!
Çirkin emel ve hedeflerine varmak için kurup, destekledikleri melun terör örgütleri eliyle kendi dindaşları olan masum Hristiyan vatandaşlarını bile Fransa’da ve İstanbul’da öldürten emperyalist Haçlı mihrakların son hedefleri Türkiye’mizdir! Yani Anadolu İslam Medeniyeti Kalesidir!
Bu son kaleyi içerden zayıflatmak için, Yasama-Yürütme-Yargı teslis akidesi üzerine yazdırılmış Anayasalar bile tam bir Haçlı devrimlerinin hâkimiyetini yansıtmıyor mu!?
Sermaye-Medya-Yargı’dan oluşan üçlü sivil güçlerin sivri güçlerle müşterek yaptıkları tüm post ve dost modern darbeler Haç’ın Hilal’e galebesi için yaptırtılmıyor mu!? 
Kapitalizm, Sosyalizm, Komünizm Kamalizm, Laisizm vb. Haçlı Putları Anayasaları ve batıl kanunlarıyla beyinleri kelepçelenen Müslümanların güçsüz ülkeleri ve halkları şimdi Haçlı Ordularının saldırılarıyla yok edilmek istenmiyor mu? 
 “DİNLİLER arası diyalog” ile Müslümanların safında yer almak varken,“DİNLER arası diyalog” safsatasıyla Vatikan’ın tuzağına düşenlerin, parti, mezhebçilik, meşrebçilik ve ırkçılıkla Haçlıların ekmeğine yağ sürenlerin gaflet ve ihanetleriyle İslam’a isyan coğrafyası yok edilmek istenmiyor mu!?
Bu büyük tehlikeler karşısında;
Ülkeleri fiili işgal altındaki mazlumların “Açız! Ölüyoruz! Yok mu bizi kurtaran!” feryatlarına ve çığlıklarına aldırmadan eğlenen utanmaz, arsız, hayâsız, vatansız ve vicdansız iri medyanın aldatılmış zavallı mazlum köleleri kardeşlerim neredesiniz?
Hâlâ oyunda oynaşta olan ümmetin âlimleri, tüccarları ve yöneticileri bizler nerdeyiz!?
Biz, birbirimize tuzak kurmakla, birbirimize bela vermekle, birbirimizle uğraşmakla, birbirimize iftira atmakla, birbirimizi aldatmakla ve birbirimizi yemekle meşgulüz!
Ne zaman uyanacağız!? 
Ne zaman kardeş olacağız! 
Hilal-Haç mücadelesi karşısında niçin birleşmiyoruz! 
Niçin! 
Tüm mazlumların ana kucağı ve şefkat ocağı Türkiye’mizi zayıflatmak, bölmek, parçalamak ve sonunda da yutarak Haç’ın Hilal’e galebesine asla izin vermeyelim!
Yeryüzünün baş belası Siyonizm’in taşeronluğunu üstlenen Vatikan Merkezli Haçlı güçlerce işgal edilen coğrafyamızın Hilal’i olan Türkiye Kalesi’nin muhafazası ve güçlendirilmesi için acele umumi seferberlik ilan etmeliyiz! 
Başta iktidarımız, Milli Muhalefetimiz, Milli Sermayemiz, Milli Medyamız, Milli Eğitimimiz, Milli Diyanetimiz ve tüm milletimiz Türkiye’mizin süper güç bir İslam Ülkesi olması için seferber olmalıyız!
Ülkemizin, Haçlı ve Siyonistlerle işbirlikçisi siyaset, sermaye ve medya dönmelerine karşı vatana ihaneti önleyecek maddi, hukuki ve manevi tedbirleri acilen almalıyız!
“Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıran müşrikler hoşlanmasalar da; Allah, Elçisi Muhammed’i İslam Dinini bütün (batıl) dinlere karşı üstün kılmak üzere hidayeti ve Hak Din İslam’ı yeryüzünde yaymak ve hâkim düzen kılmak göreviyle gönderdi! (Tövbe S.-33)” İlahi mesajları gereği tarih boyu İslam’ın yaşanılması ve yayılmasına mani olacak Ebrehelerin saldırılarının kesintisiz devam edeceğini asla unutmamalıyız!
 “Allah’ın tek düzeni İslam nurunu, laf kalabalığıyla, iftira ve yalanlarla söndürmek istiyorlar! Fakat Allah buna asla izin vermeyecektir. Çünkü gerçekleri inkâr eden kâfirler bundan hoşlanmasa da, Allah, İslam ışığının olanca aydınlığıyla yayılmasına karar vermiştir! (Tevbe S.32)” müjdesinin gereği hikmet, feraset ve basiretle planlı programlı çalışanlara ve İslam için coşanlara selam olsun!
Tatil olması dileğiyle, Cuma Bayramımız mübarek olsun. 
Allah’a emanet olunuz!
Selam, sevgi ve duayla. 
YENİ AKİT / Şefki Yılmaz

VALLAHİ EĞİLMEYECEĞİZ! BİLLAHİ EĞİLMEYECEĞİZ! Amerika’da da terör saldırısı oldu. İngiltere’de de… Fransa’da da… Almanya’da da… Yani terör travmasını Amerikalılar da, İngilizler de, Fransızlar da, Almanlar da yaşadı. O ülkelerde de muhalefet partileri, “muhalif aydınlar”, “emekli siyasetçiler”, akademisyenler vardı. Şimdi soruyorum! Hangisi terörle mücadele eden devletini dünyaya şikâyet etti?


Amerika’da da terör saldırısı oldu.

Hangisi terörle mücadele eden devletine “katil” dedi?

Hangisi terörle mücadele yöntemlerini sert buldu?

Hangisi devletini eleştirdi?

Hangisi “terör saldırılarını” fırsat bilip cumhurbaşkanına saldırdı?

Hangisi “terör örgütü değildir” diyerek terör örgütlerine destek çıktı?

Hangisi terör örgütlerini değil de, “hükümeti” suçladı?

Hangisi “vura, vura” iktidarın tepesine çullandı?

Hangisi istifa çağrısı yaptı?

Hangisi “terör saldırılarını” iktidara muhalefet malzemesi olarak kullandı?

Hangisi “terör saldırılarını” kuyruk acısının “rövanş” fırsatı olarak kullandı?

Yahu kimden yanasınız siz?

PKK-PYD bir yandan…

FETÖ diğer yandan…

Rusya, Esed, İran…

CIA, MOSSAD, KGB, BND, MI5…

Yedi düvelin saldırısı altındayken…

“Bildirici” aydınlar terörün sırtını sıvazlarken…

Kalkıp iktidara muhalefet ettiniz!

E düne kadar içimizdeydiniz!

O kadar olay oldu, hanginiz istifa ettiniz?

Bunca akbaba memleketin tepesine üşüşmüşken yani bir siz eksiktiniz!

Bir sen eksiktin Dengir Fırat…

Bir sen eksiktin Akıllı Bıdık Bülent Arınç!

Hadi fırsat bu fırsat, elinizden geleni ardınıza koymayın!

Vurmak için doğru zamanı…

Böyle hassas zamanları kollayın...

Daha olayın şoku atlatılmadan…

Saldırının enkazı kaldırılmadan…

Şehitler defnedilmeden…

Acımıza alışmadan…

Eteğinizdeki taşları, kurtlarınızı dökün!

Kiminiz içeriden, kiminiz dışarıdan…

Elinizden geleni ardınıza koymayın!

Şairin dediği gibi…

“Vurun ulan, vurun! Ben kolay ölmem… Ocakta küllenmiş közüm, karnımda sözüm var…”

TERÖR “ULUSUN” DURSUN…

Bizi öldüre öldüre bitirmeye güç yetiremezsiniz!

Biz bir ölür, bin diriliriz!

Bizi ölüm korkusuyla asla sindiremezsiniz!

Çünkü iman etmiş kimseleriz…

Hem bizi öldüremezsiniz, ancak şehit edersiniz!

Zira bizim dirimiz yiğit, ölümüz şehit...

Sizin diriniz kalleş, ölünüz leş…

Yani…

Biz ebedileşirken, siz Fuat Avni şeytanının sirayet ettiği o kokuşmuş leşlerinizle tâ cehennemin dibine gidersiniz.

Bu yüzden…

İçeriden dışarıdan, sağdan soldan, yukarıdan aşağıdan…

Alayınız gelseniz, iman edenlere asla boyun eğdiremezsiniz!

Kefeni giyen biziz, kurşunu yiyen biz…

PKK-FETÖ-PYD-DHKP-C vs. alayınız kol kola girseniz…

Bizi devletimize düşman edemezsiniz!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da, Başbakan Davutoğlu’na da, Efkan Ala’ya da, Hakan Fidan’a da güvenimiz sonsuz!

Çatlasanız da, patlasanız da, hoplasanız da, zıplasanız da ölümüne destek vereceğiz!

Ama sabrımızın da sınırı var bilesiniz!

Eğer FETÖ’nün içindeki şeytan “Fuat Avni”nin sesi gibi Başbakanımız Davutoğlu’na, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a, MİT Müsteşarımız Hakan Fidan’a dil uzatmaya kalkarsanız bilin ki…

Allah’ın izniyle, o dilleri kestirmeden susturmayı çok iyi biliriz!

Ölürüz de hiçbirini yedirtmeyiz!

YENİ AKİT / Mehtap Yılmaz

CANIMIZ FEDA : Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah’a yemin olsun ki, “Vatan bölünmez, din ve namus çiğnetilmez ve asla Türkiye geçilmez”sözümüzdür, andımızdır. Ve vazgeçilmez yeminimizdir!


“Yeryüzünün tamamında (küfür rejimleri, işgal ve savaş gibi)fitnelerin kökü kazınıp Allah’ın Hak Dini İslam’ın tüm ilkeleri egemen oluncaya kadar o zalimlerle savaşınız! (Enfal S.39)” İlahi talimat gereği, dünya liderliğini zalimlerden teslim alıp, Allah’ın Dini İslam ile yeryüzünün her tarafında hak ve adaleti hâkim kılıncaya kadar tüm gücümüzle çalışmak imanımızın gereğidir. 
Dünya’nın her yerinde tüm Müslümanların yurtları, inançları, canları malları, akıl ve namusları tehlikededir! Bunların kimisi işgal altında, kimisi işgal edilmek üzere ve kimisi de tehdit altındadır.
Tüm bu şer oyunları bozmaya namzet Türkiye’miz terör tehdidiyle sindirilmek isteniyor! Amamaddeci materyalist çarpık eğitim, eşkıya yetiştirmeğe devam ettikçe de bu tehditler bitmeyecek!
Okullarımızdaki hâlâ birçoğu değiştirilmeyen Tarih, Biyoloji, Din Dersi vs. ders kitaplarımızın yalan ve iftira dolu içeriği ne zaman değişecek! Darwin saçmalığı ne zaman kaldırılacak!
Gezi Parkı silahlı isyanvari eylemlerinde ve Yaz Kamplarını Kandil’in silahhanesinde talebeleriyle geçirmekten korkmayan vatan haini şerefsiz öğretmenler ve öğretim üyeleri oldukça, terörün bataklığını nasıl ve kimle kurutacağız!
Neslimizi terörist eden bu gerçekler karşısında Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenleri sözlü sınavlarla titizlikle seçmeğe ne zaman başlayacak!
Türkiye’mizin yenilip, işgal edilmesi için Paralel hareket eden işbirlikçi sermaye, sendika, medya, yargı ve bürokrasi şeytan beşgeni bin yıllık Anadolu tarihimizde görülmemiş şekilde ihanet içindedirler!
Tam yüz sene bu milletin dini, dili, mezhebi, medeniyeti, ırkı ve harfleriyle irtica silahıyla savaşan beşli çete tüm terör kurbanlarıyla, şehid ve gazilerimizin gerçek katilleridir!
Bu hainler, faiz yoluyla işsiz, aç sefil bıraktıkları gençliğimizi maneviyatsız yetiştirerek, sarhoş, kumarbaz, eroin bağımlısı ve modaperest olmalarını sağlayarak, terör odaklarının ağlarına düşürmeğe devam ediyorlar!!
Nesillerimizi, kendi öz değerlerine, dinine, vatanına ve kendilerine sahip çıkmakta olan yöneticilerine düşman ettiler!
Sultan Abdülhamid’in Selanik’e mahkûm edilişinden beri 108 yıldır önlenemeyen, silahlı ve sivil ihtilallerine zemin için bilerek organize edilen terör eylemlerinin bataklığı; yabancılaşma, batılılaşma belasıdır. Ve bu belaya zemin hazırlayan ülkemizdeki yabancı menşeli Anayasa ve yasalardır. Onun için terörden zıkkımlanan ateist ve ırkçı partiler milli bir Anayasa yapılmasına karşı çıkıyorlar! Ve utanmadan hâlâ Milletin Meclisinde oturuyorlar!
Bu beşli çetenin muslukları tamamen kesilmeden, din ve vatansever milli ve ehil  kadrolara emanetler acilen teslim edilmeden, terörün patron ve taşeronlarına karşı nasıl başarılı olacağız!? 
Bütün bu oyunlara ve olumsuzluklara rağmen asla pes etmemeliyiz! Yılmamalıyız. Hukuk ve adalet yolundan asla ayrılmamalıyız! 
Terörün sivrisinekleriyle mücadele ederken, ilimle, maddi ve manevi kalkınmayla, sevgi, merhamet, Ümmet ve kardeşlik aşılarıyla terörün asıl bataklığını mutlaka kurutmalıyız!
Bu uğurda başımıza gelmekte olan bela ve musibetler karşısında; “Yoksa siz, ey iman edenler, din ve vatan savunması uğruna sizden önceki ümmetlerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden öyle kolayca cennete girebileceğinizi mi sanıyordunuz? Sizden önceki ümmetler öyle zorluklarla öyle sıkıntılarla karşılaşmış, öylesine çetin imtihanlarla sarsılmışlardı ki, nihayet o zaman ki Peygamber ve Onunla birlikte Mü’minler, ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ diye feryat ediyorlardı! İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır! (Bakara S.214)” ayeti kerimesini düşünerek, din ve vatan müdafaası için canımız ve malımız feda olsun! demeliyiz!
Allah’tan, bize de nasib etmesi duasıyla Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa diliyorum!
Ülkemizin ve milletimizin başı sağ olsun!
Salı akşamı saat 20.30’da Akit TV (Kanal 34) ve Kocaeli TV’nin ortaklaşa yayınlayacağı “Milli Diriliş” programının canlı yayınında buluşmak üzere Allah (c.c)’a emanet olunuz.
Selâm, sevgi ve duayla. 
YENİ AKİT / Şefki Yılmaz

PKK-FETÖ ittifakı : Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan A Haber mikrofonlarına gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu. Paralel bürokratların terör örgütü PKK'nın cephane yığınağına göz yumduğunu açıklayan Arslan, verdiği röportajla PKK-Paralel Yapı arasındaki ittifakı tüm Türkiye'ye deşifre etti ….



Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, Paralel Yapı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Paralel Yapı'nın bir terör örgütü olduğunu belirten Arslan, "Paralel ve PKK'nın taktikleri aynı" dedi.
İşte o çarpıcı açıklamalardan satır başları:
- Paralel yapı bir terör örgütüdür. Paralel emniyet müdürleri, PKK'nın şehirleri cephaneliğe çevirmesine göz yumdu.
- Asker ve polisimiz sivil kayıp yaşanmasın diye kendini feda ediyor.
- Paralel Yapı ve PKK'nın taktikleri aynı. Paralel Yapı, devlet sistemini ele geçirmeye çalıştı.
- Paralel Yapı tehlikesini ilk başta fark edemedik.
- Paralel örgüt teşkilatta terfi ettirmem için liste gönderdi, karşı çıktım.
- Paralel Yapı sınavlarda torpil yapılması için liste verdi, onaylamadım hedef oldum.
- Paralel Yapı'nın istediklerini yapmayınca beni uyuşturucu kaçakçısı yaptılar.
- 17-25 Aralık darbe girişimi başarılı olsaydı şimdi hepimiz cezaevindeydik.
- Bize kurulan kumpaslarla Emniyet'e göz dağı verildi.
- Paralel örgüt hala şantajla bazı siyasetçi ve gazetecileri kullanıyor.
- Ordumuz, deniz kuvvetlerimiz mahvedildi. Paralel Yapı, ASELSAN'daki mühendislerimizi bile harcadı.


Gizli tanık, PKK-FETÖ işbirliğini deşifre etti

Gülen örgütü imamı, gizli tanık oldu ve PKK-Paralel Yapı işbirliğini anlattı: Yurtdışına kaçan örgüt kurmayları Mustafa Özcan ve Şerif Ali Tekalan, Avrupa'da PKK'lılarla toplantı yapıyor.




Paralel Yapı'nın, yurtdışına kaçan üst düzey yöneticilerinin Avrupa'da PKK yöneticileri ile düzenli olarak görüştükleri ortaya çıktı. Gizli tanık olan imam, kirli ittifakı deşifre etti. Paralel Yapı'da ana mütevelli heyetine kadar yükselmiş önemli bir imam, geçtiğimiz günlerde savcılığa başvurarak itirafçı oldu. Gizli tanık yapılan imam, FETÖ'nün PKK ile işbirliğine dair önemli bilgiler verdi. Yurtdışına kaçan, örgütün kurmay isimleri Mustafa Özcan ve Şerif Ali Tekalan'ın Avrupa'da PKK yöneticileri ile düzenli toplantılar yaptıklarını, bu toplantılara şahit olduğunu, hatta katıldığını belirtti. 
KITA İMAMLARI DA KATILIYOR 
FETÖ'nün yurtdışına çıkan kurmay isimlerinin, eli kanlı örgüt PKK ile yurtdışında zirve yaptığı ortaya çıktı. 2012'de çözüm süreci çerçevesinde PKK ile görüştüğü için MİT müsteşarını tutuklatmak isteyen Paralel Yapı'da ana mütevelli heyetine kadar yükselmiş önemli bir imam, geçtiğimiz günlerde savcılığa başvurarak itirafçı oldu. Gizli tanık yapılan imam, yapıda uzun yıllar gerek yurt içi gerekse de yurtdışında hizmet verdiğini ifade etti. Başarılı çalışmaları sebebiyle ana mütevelliye kadar yükseltildiğini kaydeden imam, son dönem ortaya çıkan manzaradan rahatsız olarak bildiklerini savcılığa anlatmaya karar verdiğini kaydetti. FETÖ'nün PKK ile işbirliğine dair önemli anlatımlar yapan imam, yurtdışına kaçan Mustafa Özcan ve Şerif Ali Tekalan'ın Avrupa'da PKK yöneticileri ile düzenli toplantılar yaptıklarını iddia etti. Bu toplantılara şahit olduğunu da belirten gizli tanık, görüşmelere Özcan ve Tekalan'ın yanı sıra ülke ve kıta imamlarının da katıldığını anlattı. Farklı yer ve zamanlarda yapılan toplantılarda HDP ile ilişkiler ve Kürt halkı üzerine çeşitli hesaplar yapıldığını kaydetti. 
ASKERDE UYUYAN HÜCRELER…
Gizli tanık imam, tabanın ise asker içerisinde uyuyan hücreleri olduğu, zamanı gelince bu hücrenin harekete geçeceği şeklinde motive edildiğini anlattı. Gizli tanık, ülke imamları toplantısında şunların söylendiğini iddia etti: "Hiç ümitsizliğe düşmeyin. Asker içinde uyuyan hücremiz var. Zaman ve yeri geldiğinde onlar harekete geçecekler. Kendilerini en güçlü hissettikleri anda yıkılacaklar. Ancak bu en son çare olarak kullanılacak. Ümitsizliğe kapılmayın, bu durumu askeriyedeki mensupları deşifre etmeden mensuplarımıza yayın."
  (Sabah - Nazif Karaman)


Bölücü terör örgütünün içindeki Türk istihbaratçıların isimlerini PKK’lı yöneticilere veren FETÖ, dehşete düşüren bir ihanete imza attı.

Nerden Nereye... Dün ; Musafa Kemalin Askerleriydiler, Bugün ; PKK ve DHKP-C'nin sesi, Aponun askerleri oldular. Allah sonumuzu hayreylesin.


İçişleri Bakanlığı’nın, elebaşları Fetullah Gülen ile Murat Karayılan’ı,4 milyon TL ödülle aradığı FETÖ ve PKK’nın kirli ittifakı bir kez daha belgelendi.
ÜÇ KEZ BULUŞTULAR
FETÖ ve PKK yöneticilerinin 2014’te üç kez gizlice görüşüp, Türkiye’ye karşı birlikte hareket etme kararı aldıkları ortaya çıktı. İlki, Irak Metina, ikinci ve üçüncüsü ise Rel Karargâhı’nda yapılan ihanet zirvesine; PKK adına Murat Karayılan ve Fehman Hüseyin, FETÖ adına ise Kuzey Irak İmamı Talip Büyük ile medya-eğitim imamları Cemal Bulut ve Doğan Ertuğrul’un katıldığı tespit edildi. Devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ’nün görüşmelerde, Emniyet ve MİT’in PKK içindeki yardımcı istihbarat elemanlarının isimlerini ve fotoğraflarını, telefon görüşmelerinin ses kayıtları ve haber raporlarıyla birlikte terör örgütünün yöneticilerine verdiği belirlendi. Sızdırılan bu bilgiler doğrultusunda da, istihbarat elemanları PKK-KCK tarafından infaz edildi.
ÖRGÜTE YARDIM
FETÖ’nün 50 kişinin hayatını kaybettiği Kobani eylemlerinden sonra PKK’ya 25 milyon dolar yardımda bulunduğu belirlendi. İki terör örgütünün Avrupa yöneticilerinin Almanya’nın başkenti Berlin’de buluştuğu da saptandı.
GİZLİ BELGELER 
İhanet bununla da sınırlı kalmadı. Devlette etkin olduğu dönemde pek çok kozmik bilgi ve belgeye ulaşan FETÖ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, MİT ve cumhurbaşkanlığı danışmanlarının PKK’ya yönelik stratejilerini içeren belgeleri de servis etti. PKK’nın özel şifreli haberleşme metotlarının, istihbarat birimlerince nasıl deşifre edildiğine ilişkin belgeler de terör örgütüne sunuldu.

PKK'dan FETÖ'ye: Sizi kurtaracağız

Fetullahçı Terör Örgütü de HDP gibi sırtını PKK'nın Suriye kolu olan PYD'ye yasladı. Gülen'in dergisi Aksiyon, Kobani'ye giderek PYD'li teröristlerle görüştü. PYD'li teröristler FETÖ'cülere 'bahar gelince Türkiye'ye saldıracağız, sizi de kurtaracağız" mesajı verdi.

FETÖ elebaşı Gülen, düzenlenen operasyonlarla büyük darbe aldı. Mali kaynaklara düzenlenen operasyon, örgütte dağılma sürecini başlattı. FETÖ’cüler arasında hızla yayılan endişenin önüne geçmek isteyen elebaşı Gülen, haftalık yayınladığı videolarla “Yakında güzel günler gelecek” mesajları vererek, örgüt üyelerinin motivasyonunu yüksek tutmaya çalıştı.

KARARGAHLARI DOLAŞTI

Moral çöküntüsünün önüne geçmek için Aksiyon dergisi düğmeye bastı. Türkiye sınırını aşarak PYD mevzilerine giden dergi muhabiri, teröristler tarafından ağırlandı. Sivil halkı katleden, Şam rejimiyle işbirliği yapan teröristlerin mevzilerini tek tek dolaşan muhabir, bir de röportaj yaptı. Dergide yayımlanan o röportajda, skandal ifadeler yer aldı.

BİR KAÇ AY SABREDİN

PYD’nin sözde komutanının, Türkiye’yi tehdit eden sözleri ve Güneydoğu’da hendek kazıp mahalleleri savaş alanına çeviren teröristlere kış şartları nedeniyle yardıma gelemedikleri ifadeleri sansürsüz şekilde yer aldı. Baharda Türkiye’ye geçeceklerini söyleyen PYD’li terörist, Rojava’daki deneyimlerine de vurgu yaptı, “Birkaç ay daha sabredin” mesajı gönderdi. Terör örgütü PYD’nin propagandasını yapan FETÖ’cüler de PYD'li teröristlerin PKK'ya yardım edeceği haberiyle umutlandı.

SEÇİMLERDE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLARDI

FETÖ’nün PKK ile birlikte hareket ettiği daha önce defalarca gündeme gelmişti. Özellikle Güneydoğu’da beraber hareket eden örgüt, HDP’nin barajı aşması için de ittifak yapmıştı.

İKİSİNİN DE DİLİ AYNI

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde FETÖ’nün üst düzey ‘abi’ ve ‘ablaları’ örgüt üylerine “HDP’ye oy atın çağrısı yaparken”, PKK’nın sözde komutanlarından Duran Kalkan ve Murat Karayılan bölgede yaşayan vatandaşın mutlaka HDP’ye oy atması gerektiğini aksi taktirde sonuçlarının ağır olacağını söyleyerek açıkça tehditler savurmuştu.



LİDER ERDOĞAN’DIR : R.Tayyip Erdoğan’ın gençlik hareketi liderliğindenİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, Muhafazakâr Demokrat Hareketinin liderliğinden AK Parti Genel Başkanlığına, Başbakanlıktan,Cumhurbaşkanlığı’na gelişinin hikâyesi



Elbette ki bu yükselişin çok zorlu ve sıkıntılı zamanları olmuştur. Ancak o, azmi ve kararlılığı ile uzun ve yorucu fakat bir o kadar da onurlu ve şerefli olan bu mücadeleyi yürütürken yılmamıştır, pes etmemiştir, hayatı mücadele olarak görmüştür. 
Onun için engelleri aşarken gösterdiği dirençle, sabırla ve güçlü iradeyle her zaman toplumun takdirini kazanmıştır.  
O; Üstadı Necip Fazıl Kısakürek’in; “Yakın mazinin içinde Türkiye’mizden fışkıran en soylu en aziz bir davanın, bir idealin bir imam, fikir ve aksiyon hamlesinin önderidir” diyerek tanımladığı, ‘Büyük Doğu İdeolojisi’nden beslenerek Necip Fazıl’ın hayal ettiği önder olma yolunda hızlı ve kararlı adımlarla yoluna devam etmektedir. 
O, bir yandan kumpaslarla, iftiralarla, suçlamalarla, baskı ve tehditlerle mücadele ederken bir yandan da gaflet, cehalet içerisinde, bizi biz yapan değerlerden habersiz, düşünce melekesi köreltilmiş, fikir iklimine sırtını dönmüş olan gençliğin milli ve manevi değerler etrafında toplanmasına ve şuurlanmasına öncülük etmiştir.
LİDERLİĞE YÜRÜYEN ADAM
Siyasette ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde kimsenin hayal edemediği projelere imza atmış, şehrin çehresini değiştirmiş ve birçokları tarafından beklenmeyen bir başarı göstermiştir. 
Sürekli yükselen bu başarı grafiğiyle aslında daha o günlerden lider olacağını ortaya koymuştur. 
Okuduğu “Minareler Süngü, Kubbeler Miğfer, Camiler Kışlamız, Müminler Asker!” şiir bahane edilerek, mahkûm edilmiş ve ömür boyu siyaset yasağı gibi hukuk dışı yollarla siyasi hayatı bitirilmek istenmiştir. 
Dizginlenemeyen bir heyecan, korkutulamayan bir yürek, engellenemeyen bir çıkış, kararlı ve cesaretli bir duruş ve bitmek bilmeyen bir enerji elbette ki birilerini korkutuyordu. 
Baskılar ve yasaklamalar onu engelleyemedi. Teslim olmadı ve sürekli direnen ve dik duran adam olarak insanların yüreklerinde taht kurdu.
Mevcutlarla yetinmedi. 
Çünkü bu vatan ve millet için daha söylenecek çok sözü, yapılacak çok işi vardı. 
Ayrıca onun derdi sadece Türkiye değildi. Uykularını kaçıran, dertlerine dert katan bir diğer mesele de İslam dünyasındaki içler acısı durum ve mazlum milletlerin çilesiydi.  
O, gece gündüz düşünerek ve hesap yaparak bir çıkış yolu arıyordu.
Daralan ve kendini yenileyemeyen bir hareket yerine, kâinatın Hâkim-i Mutlak’ının rızasını kazanma adına ülke ve milletimizin en çileli, en dertli olduğu bir dönemde ülkemize, milletimize ve de inançlarımıza hizmet etmek amacıyla yeni bir dirilişe ihtiyaç olduğuna inanıyordu.
Hizipçiliğin dar kalıplarına girmeden, milli ve manevi değerlerin tebliğcisi gibi bir mukaddes vazifeyi omuzlayarak, ideolojisini  ‘Muhafazakâr Demokrat’ olarak adlandırdığı ‘Erdemli’ bir hareketi başlattı.   
O ARTIK BAŞBAKAN…
O, toplumları arkalarından sürükleyen, onların ufkunu açan, yeniliklere açık olan, basma kalıplara takılı kalmayan, sürekli kendini yenileyen ve sorunların çözümüne en hızlı, en pratik yollarla çözüm üreten, toplulukları pozitif anlamda motive eden karizmatik bir lider olarak siyasette hep başaran ve kazanan olmuştur.
İdealist adam, kurucusu olduğu AK Parti’yi ilk yılında tek başına iktidara taşımayı başarmıştır.
Siyasi yasaklarla önü kesildiği için Başbakanlığı en yakın dostu olanAbdullah Gül’e vermiştir.  Yasaklı dönemin kalkmasıyla AK Parti Genel Başkanlığının yanında Başbakanlığı da devralarak 11 yıl bu ülkeyiBaşbakan olarak yönetmiş ve çok büyük başarılar göstererek halkımızın teveccühünü kazanmıştır.  
Girdiği her seçimde oylarını arttırarak iktidarın meşru ve tartışmasız sahibi olmuştur.  Kansız devrim niteliğindeki reformlarla Türkiye’de başörtü yasağını kaldırmış ve inançlı kesime yapılan baskılara son vermiştir. 
İnsan haklarının, inanç ve düşünce özgünlüklerinin anayasal güvenceye kavuşmasını sağlamıştır. Baskıcı jakoben anlayışla oluşturulan ve ülkemize bir kâbus gibi çöreklenen vesayetçi güçlerin bertaraf edilmesi için yasal düzenlemeler getirmiştir.
Diğer yandan; Başbakanlığı döneminde, ekonomi ve kalkınma hamleleriyle ülke geri kalmışlık çukurundan çıkarılmış ve kanımızı emenIMF borçları ödenerek ülkemiz temize çıkarılmıştır.  
Yüzünü sadece Batıya değil; Kafkaslardan Balkanlara, Avrupa’dan Asya’ya ve Ortadoğu’ya, Uzakdoğudan Afrika’ya, tüm dünyaya çevirerek yeni bir dış politika benimsemiştir. 
Bu bölgelerde yeni temsilcilikler ve konsolosluklar açılarak dünyadaki ilişkiler ağı genişletilmiştir. 
Döviz rezervlerimiz artarak büyütülmüştür. Duble yollar ve havaalanları yapılmıştır. Yeni okullar ve üniversiteler öğrencilerin hizmetine sunulmuştur. Onlarca modern hastane yapılarak sağlık sektöründe devrim gerçekleştirilmiştir. İstanbul’da yeni köprü, tüp geçit, dünyanın en büyük havalimanı ve kanal gibi mega projelerle kalkınma seferberliği ilan edilmiştir. 
İslam dünyasının ve mazlumların adeta sesi olmuş, ecdadının yolundan giderek zalimlere karşı mazlumların yanında bulunmuştur. Dolayısıyla başarılarına başarı katarak bir devre mührünü vurmuştur. 
İşte o lider R.Tayyip Erdoğan’dır.
YENİ AKİT /Mehmet Koça


Derebeyleriyle darbeler!


Maddi ve manevi sahada güçlü, yeniden büyük Türkiye’nin oluşumunda büyük emeği bulunanlardan, merhum ve mağfur Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızı vefatının 5. yılında rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Makam-ı âli, kabri nur olsun.
Dünyanın barış köprüsünün kilit taşı ismiyle müsemma Anadolumuz korunması çok zor olan bir vatandır. Ve bizim için son vatandır Anadolu!
Başkentlerin Başkenti Mekke-i Mükerreme’den sonra insanlığın ikinci hicret merkezidir Anadolu!
Azgın, sapkın, isyankâr, zalim toplumları helak eden meşhur Nuh Tufanının bitiş noktasıdır. Sadece Allah’a inanan, salih müminleri taşıyan gemisinin oturduğu Cudi Dağı ve Hz. Nuh (a.s)’ın yaşadığı ve vefat ettiği Cizre’yi bağrında barındıran yerdir Anadolu!
Tüm kıtalardaki ülkelerin ana ocağıdır Anadolu! 
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimizin teşviki sayesinde 1071 Malazgirt Zaferi’yle açılan Anadolu kapılarında bin yıl dünyanın barış köprüsünün kilit taşı olduk!
Hasetten, ırkçılıktan ve mezhepçilikten beslenen kardeş kavgaları ve bizden gözükerek gözümüzü oyan leş kargaları piyonlar yüzünden Anadolu’muz zaman zaman işgale uğradı. Zaman zaman Derebeylerin ve gezici yeniçerilerin ayaklanmalarına sahne oldu. 
Ve neticede, kilit taşımız hilafet (Dünya Liderliği) müessesini söküp, barış köprüsünü yıktılar!
Yüz yıldır Anadolu’yla beraber tüm kıtalar; garip, öksüz ve mazlumların feryad ve figanıyla doldu!
Anadolu’nun bağrında yeniden kurulan genç Türkiye’mizin yenilmesini ve tarihten silinmesini planlayan Haç-Nifak-Siyonist şeytan ittifakı içimizdeki sivil ve sivri derebeylerine 90 yılda tam 8 post ve dost modern darbe yaptırttılar! Ve böylece 100 yıldır savaşmayan şanslı ülkemizi 70 yıl evvel ve halen savaşan yenilmiş yakılmış batık batı ülkelerine muhtaç ettiler! Osmanlı torunlarını Haçlı ülkelerin sokaklarını süpüren köle işçileri yaptılar! 
Bir avuç mutlu ve putlu azınlığın elindeki günümüz kırk haramileri Tekelci Sermaye, dönmelerin kontrolündeki kan ve gözyaşıyla beslenen iri medya,hukuk ve adaletten nasipsiz siyasallaşmış bir kısım yargı, kapkara cübbeli öğretim üyelerinin oluşturduğubazı üniversiteler, çalışanların alın terleri üzerinde derebeyliklerini kuran nice sendika, halkımızın desteğinden umudunu kesmiş Meclisteki siyasi muhalefet(!), “Dini biz temsil ediyoruz” mikrobuyla hastalattıkları aklı donmuş insanları din adına kullananaynı paraleldeki Mehdi bezirgânları ve ordumuzun içinde aldatılmış bir avuçcunta sekizgenleri, tüm darbelerin müteahhitleri ve taşeronlarıdır! 
İşte, Roma ve Tel Aviv’in Haçlı Siyonist patronlarının talimatlarıyla ülkemizin güçlenmesini ve yükselmesini önlemek gayesiyle yaptırtılan masonik darbelerin yani ihtilallerin 6.’sı  28 Şubat darbesidir!
Ve geçmişte olduğu gibi içimizdeki Derebeylerin ve Yeniçerilerin halkın seçtiği milli iktidarlara karşı ayaklanmasıdır!
Tüm bu çetelerin ihanet sevinçleri kısa zamanda kursaklarında kaldı! Allah’ın kudret tokadı ve milletimizin sandıktaki demir yumruklarıyla din, vatan ve millet düşmanı darbeciler hep yenildiler, yıkıldılar ve silindiler.
Çünkü burası Anadolu! 
Yani bu ülkede, din, vatan ve namus uğruna canını feda edecek evlatları yetiştiren analar dolu(!) analar bol(!) 
Ve bu ülkeyi ve dünyayı yönetecek insanlığın anası liderlerle dolu Anadolu!
Halkın seçtiği nice liderleri darağaçlarında astılar! Kimilerini sürgüne gönderdiler! Kimilerini zindanlara mahkûm ettiler! Kimilerini muhtar bile olamayacak şekilde siyasi yasaklı yaptılar!
Arapça’da imam kelimesi, umm (ana) kökünden gelir! Çocukların anasınaUmm, insanlığın anasına İmam nedir! Anadolu, İmamdolu! Yani analar, yani yeniden dirilişi sağlayacak liderler bol manasına gelir! 
Bir ana ölse, bin ana lider gelir! 
Çünkü! Rahmani hareketlerde liderler kevser! Şeytani hareketlerde lider ebterdir. Kısırdır!
İtler ürüyecek ve bu kervan, Hakk’ın hâkimiyeti, halkın huzuru ve mazlumların kurtuluşu uğruna kıyamete kadar yürüyecek inşallah!
Allah (c.c), tüm darbelerin mağdurlarına, mazlumlarına, şehid ve gazilerine rahmet, ihtilallerin Derebeylerine ve Yeniçeri piyonlarına lanet etsin.
Anaları dolu bu vatana bizi varisçi kılan ve hiçbir zaman sahipsiz bırakmayan Allah’a hamd ediyoruz. Vesile olan ecdadımızı da rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Anadolu’muzda, analarından Er doğanlar ve  Er bakanlar hiç eksik olmasın inşallah!
Selâm, sevgi ve duayla. 
YENİ AKİT / Şefki Yılmaz

1.03.2016

Başbuğ: Hedef Erdoğan'dı Genelkurmay eski Başkanı, Balyoz Davası’nın temyiz duruşmasına gönderdiği savunmada 17/25 Aralık’ın darbe girişimi olduğunu söyledi.


28 Şubat darbesinin yıldönümünde yaşanan mağduriyetler bir kez daha hatırlanırken, bir başka darbe girişimine eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'dan teyit geldi. İlker Başbuğ, 17 Aralık'ın yansıtılmaya çalışıldığı gibi yolsuzluk operasyonu olmadığını, aksine iktidarı devirme amaçlı olduğunu ifade etti. Başbuğ, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nde Ekim 2015'te görülen Balyoz Davası'nın temyiz duruşmasında yaptığı savunmada 17/25 Aralık darbe girişimiyle ilgili önemli tespitlerde bulundu.

Başbuğ, Hanefi Avcı'nın son kitabından alıntı yaptığı savunmasında özetle şunları söyledi: "Hanefi Avcı son kitabında diyor ki, 17 Aralık'ta başlayan operasyonun yolsuzluğu ortaya çıkarmak değil, darbe olduğunu, rakibini devirmeyi ve iktidarı ele geçirmeyi hedeflediğini, ortada evet bir yolsuzluğun da olabileceğini ancak cemaatin hiçbir zaman yolsuzluğu önlemek ve bu yönde görev alma gibi bir hedefinin olmadığını yazmış.

17 ARALIK DARBEDİR

Ben de katılıyorum Hanefi Avcı'ya. Diyorum ki, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en önemli ve en tehlikeli sorun, cemaatin illegal yapılanmasıdır. Yalnız bu düşünceyi ilk defa bugün dile getirmiyorum. Genelkurmay Başkanlığı dönemimde açıkça bu tehdide işaret ettim, 'Bugün bize, yarın size' dedim ama dinlemediler. Her şey, net olarak ortada."

ASIL HEDEF ERDOĞAN

Hükümet, üniversiteye girişlerde adaletsizliğe yol açtığı gerekçesiyle Kasım 2013'te dershanelerin kaldırılması için çalışma başlatmıştı. Paralel yapının insan kaynağı olarak gördüğü dershanelerin kapatılacak olması nedeniyle, paralel polis-savcı-hakimler devreye girdi. İçinde işadamı ve bazı bakan çocuklarının olduğu "yolsuzluk" operasyonu görüntüsüyle 17 Aralık 2013'de hükümete yönelik darbe girişiminin ilk fitili ateşlendi. Soruşturmanın savcısı asıl niyetlerini Can Dündar'a verdiği röportaj'da anlattı. Savcı Celal Kara, soruşturmanın bir numarasının Erdoğan olduğunu belirterek, asıl hedeflerini ifşa etti. 17 Aralık darbe girişimine karşı başlatılan soruşturmada Erdoğan'dan "dönemin başbakanı" diye söz eden fezlekelerin bile hazırlandığı tespit edilmişti.


12.02.2016

ŞEYTAN İÇİN DOĞRU BİR ADAM , BİR MİLYON GÖRMEZDEN DAHA BÜYÜK BİR TASADIR... İşte Bekelenen O geldi . Diriliş ruhumuzu ortaya çıkardı....Şimdi sen , ya bu güne kadar zihnine kazınmış ezberlerinin sonucu olan yalan,yağnış öğrendiklerinle bize karşı çıkacaksın.Yada ezberlerini bozup , zincirini kırıp yanımızda yer alacaksın......





Eğer 7 Şubat'ta ihanetçiler başarılı olsaydı, bizim çocuklarımızın cesetleri başka Ülke'lerin kıyısına vuracaktı...Allah bu milleti korudu...

Bu gemi batarsa,
Hepimiz denizin dibini buluruz,
Ve Erdoğan düşerse, Türkiye düşer.
Başı koparırsanız gövde dağılır gider...
Bu yüzden hedefte sadece Erdoğan var...

Sultan Abdülhamit tahttayken koca imparatorluğu dimdik ayakta tutuyordu, Abdülhamite Diktatör diye, Kızıl sultan diye saldırdılar, her türlü iftirayı attılar ve Ve sultanı tahttan indirdiler, O'nu indirkten sonra koca imparatorluk paramparça oldu, onu tahttan indirenlerin ve sahip çıkmayanların iki yakası bir daha bir araya gelmedi...


-I.Dünya savaşını Osmanlı başlatmadığı gibi 
Suriye'yi de Türkiye başlatmadı.
Ne Osmanlı I.Dünya savaşını ne de TR' Suriye'yi önleyemezdi

Dış güçlerin yüzyıllardır süren oyunlarına kanma.
Kürt,Türk Görünenen Kripto Siyonist Çetelerle Mücadelesin de  Bu vatan evlatlarının, Cumhurbaşkanının, Başbakanının yanında olmalıdır ....

ÇÜNKÜ BİZ TÜRKİYEYİZ...


Erdoğan'ı ilahlaştırıyorsunuz diyenlere!
Bizim ilahımız Cenab-ı ALLAH' tır..
Onun davasını davası bilenin yolundan
Ölümüne gidilir!


Dönemin hocası
Dönemin cemaati
Dönemin savcısı
Dönemin müdürüle beraber ,,

Bu ülkeyi
Laikler batırmış menderes çıkarmış
Laikler batırmış özal çıkarmış
Laikler batırmış erdoğan çıkarmış

Ama yine de sen bilirsin

Mit'e operasyon yap
Yargıya operasyon yap
Hükümete operasyon yap
Karşılık verilince de "bu ülkede özgürlük yok" diye ağla.. 

FİTNE YERYÜZÜNDEN KALKINCAYA VE DİN YALNIZ ALLAH'IN (c.c) OLUNCAYA KADAR ONLARLA SAVAŞIN. (Enfal-39)




ALGIYI KIR DOĞRUYU BUL


AMERİKA’YI KABALACI SİYONLAR YÖNETİYOR. 

YÜRKİYEYİ ŞİMDİYE KADAR KİMLER YÖNETİYORDU


"Bugün bizdeki muhalefet, iktidarı düşürme şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır…

 Necip Fazıl Kısakürek















































Kılıçdaroğlu tayyip erdoğan'a "namus ve şerefi bilir misin" demiş, babadan görmemiş kime sorsun..



















 






























SONUÇ :

Ondan hem korkacaklar Hem de bir şeyler umacaklar Kalben ondan nefret edecekler Buna rağmen hükmünü kabul edecekler......