9.04.2016

Twitter'ın kirli Erdoğan oyunu Twitter'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sansür Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Güvenlik Zirvesi için ABD’ye giderken Twitter skandal bir uygulamaya imza attı. #WeLoveErdoğan etiketi TT listesinin 1.sırasından düşürülüp silindi.



Ümid Kurdistani... O bir İran doğumlu, Kürt kökenli ve Amerikalı...

Suriye'deki Esad ile aynı dini inançları yaşıyor. Milyonlarca dolar alıyor.

Sadece Google'da yaptığı işlerden 123 milyon doları cebe indirdi. Ümid Kurdistani şu anda twitter'de İcra Kurulu Başkanı.

İşte o Ümid Kurdistani'nin en tepesinde olduğu Twitter'da önceki gün bir hashtag ortalığı kasıp kavurdu. 500 binin üzerinde "WeLove Erdogan" tweet'i atıldı. Yeryüzünde insanoğlunun yaşadığı tüm kıtalardan "Seni seviyoruz Erdoğan" diye tweet yağıyordu.
Ve tüm dünyada trend-topic olup listenin en tepesine yerleşti.
Ancak araya bir el girdi ve aniden listeden bu hashtag çıkarıldı. Tüm dünyadan binlerce tepki yağınca, tekrar açıldı ve liste başındaki yerini aldı. "WeLoveErdogan" hashtag'ı bu açılıştan sonra yine yüzbinlerce destek alınca Ümid Kurdistani'nin Twitter'ı bir kez daha kapattı.
Belli ki "Erdoğan'ı sevmek" birilerini rahatsız ediyordu.
DAEŞ terör örgütünün propaganda çağrıları Twitter'da mavi denizlerde sörf yapar gibi yüzüyordu. DAEŞ'ten gelen twitlere hiç dokunmuyorlardı. "Sosyal Medya olarak gücümüz özgürlüğümüzde" diyorlardı. Ama "Erdoğan" denince o özgürlük bir anda rafa kalkıveriyordu.

BBC, Guardian, The Times İngiliz yayın organları. Bild, Süddeutsche Zeitung ise Alman gazeteleri... İki ülke arasında 1000 km. mesafe var.
Ancak dün yukarıda bahsettiğim bu beş gazete de aynı habere imza atıyordu.
"Türkiye'ye gitmeyin" diye çağrı yapıyorlardı .
Bir değil, üç değil tam beş gazetenin de üstelik çok uzak olmalarına rağmen aynı gün aynı haberi sayfalarına taşımaları Baronların nasıl bir işbirliği yaptığının en güzel BELGESİ olarak karşımıza çıktı.
Farklı ülkelerde olsa bile Yazı İşleri tek bir merkezdi. Oradan ne gelirse onu yazardın. Çıkarlarına dokunan birini indirmek isteyip "Diktatör" ilan edeceksen, o tek Merkez tüm dünya medyasını bir günde organize edebilirdi.

Nasıl olsa karıştıracağın ülkede de işbirlikçiyerli medya da bulurdun. Dışarıda atılan "Diktatör" sloganı, içeride de kendine atlayacak gazete bulurdu. Operasyon yapılacak o ülkedeki muhalefet de zaten çantada keklikti. Muhalefet liderleri ne olduğunu anlamadan operasyona dahil olurdu. Bazen ne olduğunu anlayanları da özellikle muhalefetin başına getirirdin.

Onlara ulaşacak operasyonel güçleri çoktu, montaj setleri ve vtr haline getirecek kasetleri çoktu.
Adamın biri diyor ki;
"ABD'de enerji sıkıntısı yaşandığı zaman, Irak'a birlik çıkartıldı. Hangi ülke stratejik kaynaklarını kendi denetimi altına almak istese, ABD onun tekrar ulus aşırı şirketlerin denetimine girmesine çalışıyor.

Bunun için bütün yollardan, örneğin;
isyanlardan, devrimlerden ve darbelerden faydalanıyor."

Bitmiyor adam devam ediyor;
"Bu darbelerin çeşitli mekanizmaları uygulanıyor. Yerli ülkenin basınına, iktidar çevrelerine, muhalefete, hoşnutsuz askerlere, öğrenci topluluklarına, ulusal azınlıkların kurumlarına v.b. etki edip, nifak tohumu atılıyor."
Ve adam noktayı koyuyor;
"Nifak tohumlarından sonra genellikle 'DİKTATÖR', 'İNSAN HAKLARI-HUKUK', 'SİYASİ SUÇLU', 'DEMOKRASİNİN SAĞLANMASI' gibi terimler kullanılıyor. Sade insanın bilinci bu hileli yönlendirmelerden şaşkına dönüyor ve kitle kendi ülkesini yabancılara teslim ediyor."
Bu iddialı konuşmayı yapan adamımızın adı Ray McGovern....
1960-1990 yılları arasında tam 30 yıl CIA'da görev yapmış biri, yani boş adam değil.
"KENDİ ÜLKELERİNİ YABANCILARA TESLİM EDENLERİ" müthiş bir şekilde özetliyor.

Nasıl operasyonlar çekildiğini, kimlerin nasıl oltaya gelen BALIĞA döndüğünü anlatıyor. Bağımsızlık savaşı verirsen, enerji hatlarında petrol ve doğalgaz boruları ile DENETİMİ kontrol altına almaya kalkarsan, her yerden gelirler.

Twitter ile başlar, petrol şirketlerini patronu Siyonist medya Baronları ile devam eder, yerli akademisyen-muhalefet-aydınişadamı işbirlikçi kim varsa kullanırlar.

Başaramadıkları yerde de o ülkeye terör ihraç ederler. CIA Ajanı McGovern "Ülkeyi yabancılara teslim etme" modelini böyle açıklıyor. Ankara, adeta Ortadoğu'nun BAŞKENTİ oldu. Başkenti denetimi altına alan, Ortadoğu'yu da teslim altına alır. İşte tüm mesele bu!
Bekir HAZAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder