PARALEL DEVLET- DİNLER ARASI DİYALOK - KAİNATIN İMAMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PARALEL DEVLET- DİNLER ARASI DİYALOK - KAİNATIN İMAMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.12.2014

DEVLETE VE MİLLETE BİR DARBE GİRİŞİMİNİN AYRINTILARI OKU ÖĞREN : 2012 yılının 7 Şubat günü Uçurumdan dönen DARBE




Saatler 16.30’u gösteriyor.
Başbakan Erdoğan İstanbul’da makam arabasına binmiş, herşeyden habersiz bıçak altına yatacağı hastaneye gidiyor.
Aradan 25 dakika geçiyor. Saatler 16.55, yani resmi mesai saatinin bitimine 5 dakika var. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın telefonu çalıyor.

Arayan kişi, Savcı Sedrettin Sarıkay’nın Oslo görüşmeleriyle ilgili ifadesine başvurulmak üzere kendisini savcılığa beklediğini söylüyor.

Ancak mesele bundan ibaret değil…
Bir süre sonra Hakan Fidan’ın evinin civarı polis kaynamaya başlıyor. Anlayacağınız ifade vermeye hemen gitmezse polis evini basacak, MİT Müsteşarı’nı azılı bir terörist gibi kelepçeleyerek savcıya götürecek.

Fidan o sırada ne yapacağını, kime ulaşacağını ve bilgi aktaracağını araştırıyor.

Plana göre Erdoğan 17.00’da ameliyata girmiş olacağı için onu arasa da ulaşamayacağını düşünüyor ve aklına gelen ilk ismi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü arıyor.

Gül konuşma sonunda ifade vermesinde bir sakınca olmayacağını belirtiyor. Saatler 17.30’u gösterdiğinde Fidan Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden birini arıyor.
“Sedrettin Sarıkaya isimli Savcı beni ifadeye çağırdı ve evin etrafını sarmışlar. Gitmezsem eve operasyon yapacaklar. Ben ifade vermeye gideceğim ancak Başbakan ameliyattan çıkar çıkmaz kendisine durumu iletin” diyor.

O an, inanılmaz birşey oluyor!
Hastanede bıçak altında olması gereken Erdoğan’ın hastaneye henüz gitmediği ortaya çıkıyor.

Nasıl mı?
Anlatayım…
Hastaneye gitmik için yola çıkan Başbakan’ın konvoyu bir süre sonra güzergah değiştiriyor. Arka koltukta oturan Erdoğan öndeki korumasına, “Şu ara sokakta bir aileye sözüm vardı evlerine gideceğime dair. Bekleyen doktorlar özel ekip, hastane özel hastane. Bir saat bekleseler de olur. Çek şu evin önüne” diye talimat veriyor.

Henüz o evdeyken, Fidan’ın telefonda anlattıkları kulağına fısıldanıyor Erdoğan’ın. “Sakın teslim olma, sakın kapıyı açma” diye talimat veriyor ve ayaklanıyor.


 Hastaneye gitmek için yola çıkan konvoy birkez daha güzergah değiştiriyor. Yarım saat sonra Başbakanlık uçağı Erdoğan’ın talimatıyla Ankara’ya uçuyor.

Ancak Erdoğan daha Ankara’ya gitmeden bu kez Hakan Fidan’ın evinin etrafını özel harekat timleri sarıyor. Birkaç dakika içinde de, “O polisler oradan çekilmezse vur emrini uygulayın” talimatı geliyor.

Cumhuriyet tarihinin en dehşet verici operasyonunu gerçekleştirmek üzere olan polisler, bu emir üzerine apar topar geri çekiliyor.

Neden “Cumhuriyet tarihinin en dehşet verici operasyonu” dediğimi merak ediyorsunuz değil mi?
Onu da anlatayım…

Hani Erdoğan Sezai Karakoç’un bir şiirini okumuştu ya.
“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır. Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır” diyordu o şiirde…

İşte o kaderin üstündeki kader orada ortaya çıkıyor. Göklerden gelen kararın son karar olduğu orada ortaya çıkıyor.

Erdoğan o gün söz verdiği o ailenin evine gitmese, Hakan Fidan kendisine ulaşamayacak ve cebren de olsa savcının karşısına götürülecekti. Önceden hazırlanan belgeye göre Hakan Fidan’a, “Talimatları Başbakan’dan aldım” dedirtilecekti.

Ve en korkunç olanı…
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ameliyat sonrası bir eli yatağa kelepçeli olarak uyanacaktı. O uyanmadan fotoğrafları tüm medyaya servis edilecek, “Başbakan Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan vatana ihanet suçundan gözaltına alındı ve tutuklandı” haberleri dalga dalga yayılacaktı.

17 Eylül 1961 yılında Menderes’i yatağına kelepçeleyerek başına iki asker diken zihniyet, 53 yıl sonra aynı sahneyi Türkiye’ye bu kez Erdoğan üzerinden yaşatacaktı. İki askerin yerinde iki polis, Menderes’in yerinde ise Erdoğan olacaktı.
Erdoğan’ın 7 Şubat krizinden sonra hemen her yerde, “Bunların amacı bana ulaşmaktı” demesinin nedeni işte bu.

Bu söz laf olsun diye söylenen bir söz değil. Çünkü bu korkunç planın tüm ayrıntıları devletin kayıtlarında şu anda mevcut! paralel yapıya yönelik yapılan operasyonlar bu belgeler ışığında yapılıyor.

Süleyman Özışık


 Hakan Fidan'ı gözaltına almak için 
çıkışlar tutulmuştu



7 Şubat MİT operasyonunu beyazperdeye aktaran gazeteci Avni Özgürel: "Paralel yapı kendi MİT Müsteşarını getirecekti. Başarılı olamayınca ipler koptu. AK Parti tabanı 10 Ağustos seçimlerine kadar sürprizlere karşı uyanık olmalı."
7 Şubat 2012 günü Türkiye tarihinde ilk kez görevi başında bir MİT Müsteşarı ifadeye çağırıldı. Paralel yargının siyasete ilk müdahalesi olarak tarihe geçen bu önemli gün, 17 Aralık ve 25 Aralık polis-yargı darbesinin de habercisiydi.
Bu konu hakkında birçok şey yazıldı çizildi. Bu darbe girişimi bir siyasi sinema projesi ile beyazperdeye aktarılıyor. Senaryosunu ve yapımcılığını gazeteci Avni Özgürel'in üstlendiği "Darbe" filmi sonbaharda izleyici ile buluşacak.

29.12.2014

BİZİ ZEHİRLEDİLER, BİZİ ÖZÜMÜZDEN, BİZİ TARİHİMİZDEN,BİZİ KARDEŞLERİMİZDEN KOPARDILAR. İşte bu zulüm ve fitne zaman da Erdoğan Aslanlar gibi KÜKRÜYOR,


İşte bu adamı bu yüzden 

SEVİYORUM,



Namussuzlara meydan okumasına anladıkları dilden onlara cevap vermesine HASTAYIM...
Bir Konuşması ÜLKEYE güven vermeye yetiyor...
Tamda Bu ülkeye lâyık biri,Bu ülkenin başında...
Ve Onunla gurur duyuyorum...



O Baronların,Masonların,Karanlık Lobilerin,Ülkenin ilğini kurutan Namussuzların değil,O halkın Cumhurbaşkanı.



Madem "Hırsızlık ve Yolsuzluk" vardı,

Neden SUÇ üstü yapmadınız?



Yoksa Şantaj için DOSYA mı biriktiriyorsunuz?
MİT Tırlarına nasıl operasyon yaparsınız?
DIŞ İşleri bakanlığının GİZLİ toplantısını nasıl dinleyip servis edersiniz?



Halkbankasına nasıl operasyon yaparsınız?
Rezza Sarraf üzerinden İRAN ticaretine nasıl DARBE indirirsiniz?



27.12.2014

TAHŞİYE İLMİ GURUBUNA YAPILAN KUMPAS ( 5 ) HAKINDA MAĞDURLARLARLA YAPILAN PIROGRAMLARIN TÜM VİDEOLARI - DETAYLARI İLE

İFTİRA SUÇU ŞÖYLE OLUŞTURULDU

 TAHŞİYE KUMPASI 1

TAHŞİYE KUMPASI 2

TAHŞİYE KUMPASI 3

TAHŞİYE KUMPASI 4


TAHŞİYE KUMPASI 5



KİM BU TAHŞİYECİLER...! Operasyonlar Gülenin Bu Videosuyla Başladı.





Fethullah Gülen Tahşiyeciler Açıklaması Yıl 2009


Fethullah Gülen - Tahşiyeciler diye bir şey icat edebilirler! (06.04.200...



Taşhiyecileri hedef gösteren STV dizisinden bir sahne videosunu izle






Tahşiyeciler'in Hocası MOLLA MUHAMMED Mehmet Doğan İlk Kez Konuştu | %10...




%100 Siyaset | Tahşiyeciler Hocası Molla Muhammed ve Paralel Kumpas  | 1...



BEDİÜZZAMAN'IN ZINDIKA DEDİĞİ KOMİTENİN OYUNUNU BOZMALIYIZ

İŞTE KONU İLE İLGİLİ ŞAHISLARIN MAĞDURİYET AÇIKLAMALARI VİDEOLARI


Tahşiyeciler Mustafa Kaplan canlı yayında çileden çıktı Erkan Tan



ANL Mustafa Kaplan canlı yayında çileden çıktı Video

Tahşiye Davası'nda 16 ay tutuklu yargılanana yazar Mustafa Kaplan, Beyaz Tv ekranlarında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Örgütün kendisine kurduğu kumpası anlatan Mustafa Kaplan zaman zaman dasinirlendi.
Soruyorum hakime ben niçin içerideyim? Bir kelime bile söylemiyorlar 'diyerek isyan etti.

Erkan Tan'la Tartışalım | Tahşiyecilere Kurulan Paralel Kumpas | 19 Aral...



Mustafa Kaplanı dinleyenler neden hedef olduklarını anlayacaktır.
El Kaide bağlantısı, Dinler Arası diyalog, başörtüsüne furuat ve kurumlar için zekat toplama meselesi.

Bediüzzaman Risalelerde bu günleri işaret etmiş mi. Üst akılın devşirmeleri kimler?




Kamera eve ilk  girişte kayda alınmıyor  , Ev aramalarında el bombaları ve silahlar bulunuyor. Bu operasyonlarda 32 kişi tutuklanıyor


Tahşiyecilerin lideri olarak gösterilen Nurcu alim Mehmet Doğan MS hastası, böbrek hastası, şeker hastası ve %90 görme kusuru olduğu halde 17 ay cezevinde kalıyor.

Dinamit | 14 Aralık Operasyonu & Tahşiyecilere Paralel Tuzak | 19 ARAL...




İFTİRA : ALLAHÜ TEÂLÂNIN MÜMİNE VERDİĞİ HEDİYELER
Büyüklerimiz, dert ve beladan aldıkları zevki sıhhatten, rahatlıktan alamamışlardır. Onun için sabretmeli ve şikâyet etmemelidir.



Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Hastalık, fakirlik, iftiraya uğramak gibi dert ve belalar, kemend-i mahbubdur. Yani Allahü teâlânın, sevdiklerinin boynuna, kendisini unutmasın, dinin dışına çıkmasın, Cehenneme gitmesin diye attığı kemenddir ve rahmet-i ilahîdir. 

Böyle bir kimse, şeytana, nefsine veya kötü arkadaşa aldanarak dinin dışına çıkmak üzereyken, kemend daralıp boynunu sıkar, boğulacak gibi olur ve geriye döner. Yani kendisini helak edecek bir şey yapamaz.

Dert ve bela, günahların çokluğuna değil, çok affedildiğine alamettir. Hepimiz zaten çok günahkârız. Hattâ Allahü teâlâyı unutarak aldığımız verdiğimiz her nefes günahtır. 

O hâlde, Cenab-ı Hakk'ın dert ve bela verdiği kullar, affetmek istedikleridir. Günahlarını dökmek, sabrını ölçmek istedikleridir.


Sebepler neticeye göre değerlendirilir. Dert ve bela, affolunmaya sebeptir, iyidir, ama istemek doğru değildir. Nitekim Peygamber efendimiz, (Allah’tan dert ve bela istemeyin. Verirse de şikâyet etmeyin!) buyurmuştur. 

(Yâ Rabbî, bana dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver, beni Cehennem azabından koru) ve (Yâ Rabbî, senden sıhhat, afiyet ve kaderine rıza istiyorum) diye de dua etm
iştir.
Biz de böyle dua etmeliyiz. Bed dua değil .




24.12.2014

THE CIAmaatın : AHLÂKSIZLIĞA AHLAKSIZLARA BAK YAHUDİ GELENEĞİDİR. HEM VURUP,HEM AĞLAMAK. Yolsuzluğa hayır derken Yolsuzları yolunu bulan yolsuzlar



17-25 Aralık darbe girişimleri 


Büyük resimde, hak/hukuk tanımaz sapkın bir kişinin, karanlık ilişkilerle, kendi sapkın emelleri için, içinde yetiştiği topluma ve mensubu olduğu dine yalan ve iftira ile ihanet etmesidir.



THE CIAmaatın : AHLÂKSIZLIĞA AHLAKSIZLARA BAK YAHUDİ GELENEĞİDİR.
HEM VURUP,HEM AĞLAMAK.
Yolsuzluğa hayır derken
Yolsuzları yolunu bulan yolsuzlar
Sen soruları çal
Kul hakkı ye
Yatak odalarını dinle
Şantaj  , montaj  yap
İsraile devlet bilgilerini aktar
Her haltı yap mağduru oyna

THE CIAmaatın :
Çevresi kandırmıştır

Çevresi aldatmıştır

Çevresi yanıltmıştır

Çevresi kaybetmiştir

Ama Kendisi , Lideri , Çevresi de KÖTÜ”DÜR!


O yapıya masum duygularla gönül vermiş, hizmet etmiş kardeşlerim gücenmesin ama…

Vatikan’ı ziyaret edip, “Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz” diyebilen,

Dinlerarası diyalog, hoşgörü gibi süslü laflarla ehl-i sünnet yolunu bozmaya çalışan,

Orkestra eşliğinde kilisede sözde ezan okutan,
Sazlı-sözlü ilahilerin çalındığı içkili iftarlar organize eden,
Bir yandan sözde Peygamber Efendimizi anma etkinlikleri düzenlerken, öbür yandan “(La ilahe illallah) diyenin (Muhammeden resulullah demese de) cennete gideceğini söyleme cüreti gösteren,

(Bunu söyleyenin dinden çıkacağını) anlatanları çirkin operasyonlarla cezaevine tıkan,

Devlete yerleştirdiği savcı, polis ve hakimleri kullanarak, (kendisi gibi düşünmeyen) başka dini cemaatleri bitirmeye çalışan,

Kendi hocasının kitaplarını bile değiştirmeye kalkışan,
Yanlışını açık ediyor diye aynı kaynaktan geldiği yolun talebelerini hapishanelere yollayan,

Birçok insanı gizlice dinleyip şantaj yapan,
Devlet büyüklerini bile dinleyip, casusluk yapan bir yapıya ‘İslami cemaat’ denilebilir mi?

İSLAM AHLAKI KİTABININ ÖNSÖZÜNDE DENİLİYOR Kİ;

“İslamiyeti bildiren kitaplar pek çoktur.
 Bunların içinde en kıymetlisi, İmam-ı Rabbani’nin üç cilt (Mektubat) kitabıdır.

Muhammed Ma’sum hazretleri, Mektubatın üçüncü cildinin onaltıncı mektubunda buyuruyor ki, (İman, kelime-i tevhidin La ilahe illallah ve Muhammedün Resulullah iki kısmına birlikte inanmaktır).
Yani, Müslüman olmak için, Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğuna da inanmak lazımdır.

Muhammed aleyhisselam, Allah’ın peygamberidir.
Allahü teala, Cebrail ismindeki melek ile, kendisine (Kur’an-ı Kerimi) göndermişlerdir.
Bu Kur’an-ı Kerim, Allah kelamıdır.
Muhammed aleyhisselamın kendi düşünceleleri ve felsefecilerin, tarihçilerin sözleri değildir.
Muhammed aleyhisselam, Kur’an-ı kerimi tefsir etmiştir.
Yani açıklamıştır.
Bu açıklamalara (Hadis-i Şerif) denir.

İslamiyet, (Kur’an-ı Kerim) ve (Hadis-i Şerif)lerdir.
Dünyanın her yerindeki milyonlarca İslam kitabı, (Kur’an-ı Kerim) ile (Hadis-i Şerif)lerin açıklamalarıdır.
Muhammed aleyhisselamdan gelmeyen bir söz, İslam kitabı olamaz.
İman ve İslam demek, (Kur’an-ı Kerim) ve (Hadis-i Şerif)lere inanmak demektir.
Onun bildirdiklerine inanmayan, Allah kelamına inanmamış olur.

Muhammed Aleyhisselam Allahü tealanın bildirdiklerini Eshabına bildirdi.
Onlar da talebelerine bildirdi.
Bunlar da kitaplarına yazdılar.
Bu kitaplarını yazan alimlere (Ehl-i sünnet alimi) denir.
Ehl-i sünnet kitaplarına inanan, Allah kelamına inanmış olur, Müslüman olur.
Elhamdülillah, biz dinimizi Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından öğreniyoruz.
Dinde reformcuların, masonların ve zındıkların uydurma kitaplarından öğrenmiyoruz.

Resulullah “Sallallahü aleyhi ve sellem” duyurdu ki, (Ümmetim arasında fitne, fesad yayıldığı zaman, sünnetime yapışana yüz şehid sevabı vardır.)
Sünnete yapışmak, Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını öğrenmekle ve bunlara uymakla olur.
Müslümanların dört mezhebinden herhangi birisinin âlimleri (Ehl-i sünnet alimleri)dir.

Ehl-i Sünnet alimlerinin reisi, İmam-ı a’zam Ebu Hanife Nu’man bin Sabit’dir.
İngilizler, asırlar boyunca uğraşarak, bir Müslümanı Hristiyan yapamadılar.

Bunu başarabilmek için yeni bir yol aradılar.

Masonluğu kurdular.

Masonlar, İslamiyete, yani Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği ilmlere, yani Muhammed aleyhisselamın sözlerine ve bütün dinlere, öldükten sonra tekrar dirilmek olduğuna, Cennetin, Cehennemin var olduğuna inanmıyorlardı.



YAZIKLAR olsun size!..

Bin kere yazıklar olsun… Petrodolarlar cebinizi ısıtıyor ama kalbinizi çölleştiriyor… Siz altın ve gümüş, dolar ve euro karşılığında bozuk bir bid’at mezhebinin sinsi propagandasını yapıyorsunuz.

Siz gerçek Ehl-i Sünnet değilsiniz. Olsaydınız yüz milyonlarca tarikat ve tasavvuf Müslümanını şirk ve küfürle suçlamazdınız.
Siz bu aşırılığınızla kendinizi küfür ateşine atıyorsunuz. Örnek olarak Tahşiyeciler gibi

Sizin şirkle suçladığınız o Müslümanlar ehl-i Tevhid ve ehl-i Kıbledir. Onları ne kolay tekfir ediyorsunuz. Sizde hiç adalet, insaf, iz’an, vicdan yok mudur?


Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Şama, Yemene dua etmişti. Biri, bizim oraya da dua buyursanız dediğinde, etmemiş, “Şeytanın boynuzu (karnü’ş-Şeytan) oradan çıkacak” buyurmuştu. 

Onlar, devlet-i İslamiye-i Osmaniyeye, Hilafet-i İslamiyeye isyan etmişler, Ümmetin parçalanıp yıkılmasına yol açmışlardı.
Siz Ehl-i Sünnetin geniş caddesinden çıkıp karnüşşeytan çıkmaz sokağına girdiniz.
Siz, onları tutmakla Sevâd-ı Âzam dairesinden dışarıya çıktınız.
Petrodolarlarla dünyada bir şeyler satın alabilirsiniz ama Cenneti, ebedî Saadeti alamazsınız. Siz ne kötü bir ticaret yaptınız.
Söyleyin bana: Şu anda Ortadoğuda ABD’nin, İngilizlerin, İsrailin en büyük müttefiki kimdir? Söyleyin, söyleyin…
Şeytanın boynuzları altın yaldızlı… Altın sizi çekti… Altın sizi yaktı…
Hem kendinizi yakıyorsunuz, hem de birtakım Müslümanları aldatıp yakıyorsunuz…

BU KİRLİ İTTİFAK ERDOĞAN’A DEĞİL İSLAM’A KARŞI YAPILMAKTADIR :Cemaat, CHP, HDP, Amerika, Avrupa, Esed, İran, Sisi, Suudi Arabistan, Neoconlar, İsrail, Papalık, Çandargiller... Bunca farklı kesimin sadece tek bir kişiye karşı birleşebilmesi ve asıl hedefin o kişi değil, onun şahsında İslam dünyasıdır .


CHP HDP ile ittifak yaparsa... Camia CHP ile ittifak yaparsa. Amerika - Avrupa Camia ile ittifak yaparsa.
Esed ve İran dışarıdan desteklerlerse...
Sisi, darbeciliği ile ittifaka ortak olursa...
Suudiler de, bu işin arabuluculuğuna soyunurlarsa...
Neoconlar ittifakta zamk görevi ifa ederlerse...
Ve İsrail. Bu ittifak İsrailsiz olmaz...
Ve Papalık. Bu ittifakı kutsayan birisi lazımsa o işi bihakkın yapabilir.
Nasıl? Bu ittifak zinciri ile acaba Tayyip Erdoğan’a diz çöktürülebilir mi?
Çandargiller mandargilleri de ilave etmeli bu zincire. Onları saymazsak ayıp olur çünkü. Bu tarihi buluşmada onların duruşu ihmal edilemez.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde 14 partinin artı Camia’nın ittifakı gerçekleşmişti.
Topu birden yüzde 38 oy almıştı, Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52’sine karşılık...
Şu yukarıda çerçevesini çizdiğimiz ittifak daha fazla oya tekabül eder mi?
Şaşılacak bir şey hiç kuşkusuz bu ittifak çerçevesi.
Bunca farklılık nasıl bir araya gelebiliyor?
Tek bir adama karşı?
Sahi bu tek adamın özelliği ne?
Yoksa o tek adam tek adam değil mi?
Yoksa o tek adam bir şeyi, bu ittifak da başka bir şeyi mi temsil ediyor?
Yoksa benim İslam dünyası ve Türkiye’de yaşananları yorumlarken anahtar cümle olarak kurduğum “Bu mücadele Türkiye’nin Türkiye olma, İslam dünyasının İslam dünyası olma mücadelesidir” tespitinin gelip odaklandığı bir durumdan mı söz ediyoruz?
Camia ve çevresi, islami zeminde oluşmuş bir yapı olarak kurduğu dramatik ittifak ilişkilerinin hangi tarihsel zemine oturduğunu okuyamamak gibi bir faciayı yaşıyor.
(...) Allah aşkına, CHP ile işbirliğinin anlamı nedir? Allah aşkına, Tayyip Erdoğan’ı dövdürmek için Amerika’nın neoconlarını, Brüksel’in Türkiye’yi yargılamak için fırsat kollayan burnu havada aktörlerini seferber etmek neyin nesi? Sizin hangi “islami misyon”unuzu destekliyor bu çevreler? CHP sizin hangi islami misyonunuzu destekliyor Allah aşkına?
Bu soruları CHP’ye, ya da Amerika’nın neoconlarına, Brüksel’in neo-kolonyalist dünyasına da sorabilirdim? Guantanamo’da insan haklarını savunmada var mıydınız? Ebu Gureyb’de annelerin gözü önünde çocuklara, ya da çocukların gözü önünde annelere tecavüz edilirken neredeydiniz?  
Tayyip Erdoğan’a diz çöktürürseniz, İslam dünyası yeniden Birinci Dünya Savaşı sonrasının boyun eğilmişliğine götürülecek, değil mi? Buldunuz içimizden bizi vurmak için ortaklar değil mi?
Bu ittifaklar! Ah bu ittifaklar!
Yanarım, yanarım onun içinde rol alan Müslümana yanarım.

AHMET TAŞGETİREN / STAR

PENSİLVANYA İLE BİRLEŞEN LAİKLER TÜRKİYE'NİN PAÇASINDAN TUTUP AŞAĞI ÇEKMEKTEN VAZGEÇİN

Cahiliye döneminde gelen peygamberimiz (S.A.V) putları kaldırdı ama 21. Yüzyılda modernize ettiğiniz putlarınızdan sıkılmadınız mı?

Sizi gidi Amerika'nın güdümün de olan pensilvanya ile birleşen Antidemokratik laikler.


23.12.2014

KPSS’DEKİ PARALEL HIRSIZLIĞIN ŞİFRELERİ ÇÖZÜLDÜ : İptal edilen 2010 KPSS sınavındakı hileyi TÜBİTAK’ın bilirkişi raporu çözdü.


Buna göre: Akraba olanlar farklı yerlerde sınava girip aynı puanı aldı. Kitapçığa yanlış hesaplama karalayıp doğru sonucu işaretlediler. Kitapçık üzerindeki yazılar silinip değiştirildi. Delil kitapçıklar imha edildi.


Sorular çalındığı için iptal edilen 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) Eğitim Bilimleri sınavıyla ilgili yürütülen soruşturmada sınava girenler arasında akrabaların adres oyunları tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, KPSS Eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının sızdırıldığı iddiasıyla, 4 yıldır yürüttüğü soruşturmada, teknik destek aldığı TÜBİTAK bilirkişileri ilginç detaylara ulaştı. Sınavda 110 ve üzeri doğru yapan adayların birbirleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilirkişiler, soy ismi farklı olan ve farklı merkezlerden sınava girenlerin nüfus kütük bilgilerinden akrabalık bağlarını ortaya çıkardı. Gaziantep’te bulunan ev adreslerini ve sınav merkezlerini farklı gösteren ‘Dağlı’ soy isimli 3 kız kardeşin üçünün de 116 puan aldığı tespit edildi. Araştırmalarda ‘Yolaçan’ ailesinden 3 kişinin de farklı adres ve sınav merkezi vererek sınavda 110 net ve üzeri yapan adaylar arasında oldukları tespit edildi. İşte rapordan detaylar:

ADRESLER PARALEL: Savcılığın, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nde yaptığı incelemede adayların ev ve işyeri adreslerinden Paralel Yapı’ya da ulaştı. 120 net yapan 350 adaydan 150′sinin Gülencilerin dershanelerinde, 100′ünün de okullarında öğretmenoldukları tespit edildi. Bu kişilerin geçmişe yönelik telefon kayıtları çıkarılacak ve ifadeye çağırılacak.

YANLIŞ HESAP DOĞRU CEVAP: 

Bilirkişi, adayların kitapçık üzerinde yaptıkları işlemlerde yanlış hesaplara karşın doğru yanıtları işaretlediklerini, adayların kitapçıklarının üzerindeki karalama ve yazıların silindiğini, değiştirildiğini ortaya çıkardı.
DELİLLER İMHA EDİLDİ:

 Soruşturma sürerken adayların üzerinde karalama yaptığı kitapçıkların, ÖSYM’den talebi ve savcılığın onayı ile imha edildiği belirlendi. ÖSYM’nin delilleri neden imha ettirmek istediği merak ediliyor.

3 BİN 240 KİŞİ MERCEK ALTINDA:

 Soruşturmada şüpheli sayısı 3 bin 240. KPSS’den sonra, Genel Yetenek sınavından bin 29 adayın, Eğitim Bilimleri sınavından ise 350 adayın tüm sorulara doğru yanıt vererek tam puan aldığı tespit edilmişti. Savcılık şüphelilerin Paralel Yapı bağlantısını inceliyor.

RAKAMLARLA KPSS GERÇEKLERİ

KPSS 2010 eğitim bilimleri sınavına 279 bin 889 kişi öğretmen olmak için girdi. Sınavda, 3 bin 277 aday 100 ve üstü net yaparak bugüne kadarki sınavların başarı rekorunu kırdı. Adaylardan 350′si 120 soruda 120 net yaptı. 100 ve üstü net yapanlardan 324′ünün evli olduğu ortaya çıktı. Bu çiftlerin 20′si 120 net yaparak bütün soruları doğru cevapladı. ÖSYM sınavı iptal etti yerine Ekim 2010′da yenisi yaptı. İptal edilen sınavda 100 ve üzeri net yapan 3 bin 229 adaydan bin 175′i, 120 net yapan 350 adaydan ise 148′i sınava girmedi. Sınava girenlerin de sadece 76′sı 100 ve üzeri net yapabildi. 100′den fazla net yapabilen aday sayısı ise sadece 2 oldu. 120 net çıkaran ise olmadı; en yüksek puanı alan aday 111 nette kaldı.

(SAFURE CANTÜRK/SABAH)




HAŞHAŞİLERİ TANIMA 
KILAVUZU

Malum Haşhaşiler, kimler ve ne olduğu tam bilinmese de günümüzde oldukça popüler.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir yıldır meydanlarda bağıra bağıra anlattığı Haşhaşiler, 7’den 77’ye hepimizin ezberlediği kavram oldu. Tarihteki örgüt, Erdoğan’ın büyük katkısı sonucu, sanki “günümüzde yaşanıyormuş” gibi adeta canlı.