İÇİNDEKİLER
TAKDİM
BİR TAVZİH
AVRUPA’NIN FİKİR DÜNYASI VE YAŞAYIŞINDAN YAYILAN TESİRLER
YENİ ALDATMALARA DİKKAT!
AVRUPA’NIN ZENGİNLİĞİ NEYE DAYANIYOR?
AVRUPA EDEBİYATININ TAHLİLİ
AVRUPA ASLINDA IRKÇIDIR
KADERİN HÜKMÜ VE TAKLİTÇİLİK
MASKELİ AVRUPA’NIN GERÇEK YÜZÜ
HAKİKİ MÜRTECİ KİMDİR?
AVRUPA KANUNLARINDAN MEDET UMMAK YANLIŞTIR !
AVRUPA İSLÂM’A KATILMAYA MUHTAÇTIR
“MİM”SİZ AVRUPA MEDENİYETİNİN BUGÜNÜ !
AVRUPA MEFTUNLUĞU
AVRUPA ÜFLÜYOR BİZ OYNUYORUZ
AVRUPA MEDENİYETİ BURADA TUTUNAMAZ
AVRUPA’NIN YEDİĞİ SEMAVÎ TOKATLAR
RİSALE-İ NUR’UN AVRUPA İLE MÜCADELESİ
AVRUPA’NIN YAYDIĞI ŞÜPHELERİ RİSALE-İ NUR DEF’EDİYOR
AVRUPA’NIN HÜCUMUNA KARŞI CİHAD EDENLER
AVRUPA’YA BOYKOT
NUR TALEBELERİ VE AVRUPA
AVRUPA’NIN MÜSBET YÖNLERİ
AVRUPA FENNE DİNSİZCE BAKMAKTAN VAZGEÇMELİ
MÜSLÜMANLAR AVRUPA’YA HÂKİM OLARAK GİRMİŞLERDİR
YAHUDİ VE HRİSTİYANLARLA DOSTLUK MESELESİ
İSLÂM-İSEVÎ İTTİFAKININ ZAMANI VE ŞARTLARI
İSLÂM BİRLİĞİ
BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ VE İSLÂM BİRLİĞİ
İSLÂM BİRLİĞİ NEDİR?
İTTİHAD-I İSLÂM’IN ŞARTLARI
İSLÂM MİLLİYETİ
ŞURA VE MEŞVERET
ESASLARDA İTTİFAK ETMEK
ÜLKENİN KURTULUŞU KUR’ANA SAHİP ÇIKMAKLA OLUR
DEMOKRATLAR DEVRİNDE İSLÂM BİRLİĞİ DÜŞÜNCESİ
DEMOKRATLIK ŞARTLARI
İSTİKBALDE İSLÂM BİRLİĞİ
DİNDAR HRİSTİYANLARLA İTTİFAK
DİYANET İŞLERİ REİSLİĞİ
DOĞU’YA BÜYÜK BİR İSLÂM ÜNİVERSİTESİ
İSLÂM BİRLİĞİ’NDE RİSALE-İ NUR’UN ROLÜ
EHL-İ BEYT VE SEYYİDLER CEMAATİNİN, İSLÂM BİRLİĞİ’NİN
TEŞEKKÜLÜNDEKİ VAZİFESİ
SONSÖZ
TAKDİM
Avrupa Birliğine girmek hususunda, müslümanlar tarafından
muhtelif fikirler ileri sürülmektedir. Bizler şahsi kanatımızı beyan etmek
yerine Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin telif etmiş olduğu Risale-i Nur
Külliyatından tesbit edebildiğimiz yerleri nazara vereceğiz
. Herkes istediği
gibi şahsi görüş, kanaat beyan edebilir. Fakat Risale-i Nur adına, Bediüzzaman
Hazretleri namına konuşurken dikkat etmek mecburiyeti vardır. Evvelâ samimi
olarak inandıktan sonra, bütün Külliyatın nazara alınması gerekmektedir. Bir
tek bahsi ele alıp da hüküm çıkarmaya gidenler hem aldanır hem aldatırlar.
Bu çalışmamızda biz meselenin bütün yönlerini ortaya koymaya
çalışacağız. Konumuz olan Avrupa Birliği’ne dahil olmanın mahiyeti nedir?
Zararı nedir? Kârı nedir? Bütün bu hususlar, müsbet ve menfî yönleriyle ele
alınacaktır.
İkinci kısımda ele alınacak konu ise Müslümanın gönlünde,
fikrinde devamlı olması gereken İslâm Birliği düşüncesidir.Halbuki Risale-i
Nur Külliyatında, kuvvet kaynağımız olan İslâm Birliği, çokça nazara verilmiş
ve "farz-ı ayn" diye hükümlendirilmiştir. Maalesef bu düşünce ve
büyük hedef, gerek müslümanların yazdığı kitaplarda, gerekse basın yayın
kuruluşlarında, radyo ve tv lerde hiç işlenmemekte veya nadiren ele
alınmaktadır. Bu mesele yani İslâm dünyasının istiklâliyet sebebi olan İslâm
Birliği mevzuu adeta unutturulmak isteniyor gibi bir manzara görünüyor.
BİR TAVZİH
Eğer denilse ki, Avrupa ve Avrupa Birliği gibi meseleler,
siyasî, içtimaî ve dünyevî meselelerdir. Risale-i Nur’un vazifesi ise uhrevî,
imanî ve manevîdir. Avrupa Birliği gibi dünyevî meselelerle meşgul olmak,
Nurculuk mesleğine aykırıdır. İlh…
Her meselede olduğu gibi, bu sualin cevabını da yine Risale-i
Nur’dan bulmalıyız. Evet, Avrupa’dan gelen ve getirilen bid’alardan,
dalâletlerden, dünyaperestlik ve sefahetlerden insanları ikaz ve irşad etmek ve
def-i mefasid kaidesiyle medeniyet-i sefihenin çirkinliğini ve sefih medeniyet
taraftarı olan cereyanların İslâm dünyasına karşı düşmanlıklarını gösterip o
câzibedar sefahetlerden nefret verdirip insanları kurtarmak, Risale-i Nur’un
ehmmiyetli bir vazifesidir. Çünkü ahirzaman fitnesinin tahribatını tamir etmek
asrın müceddidine aittir. Evet, Risale-i Nur külliyatının muhtelif yerlerinde
Risale-i Nur’un vazifelerini beyan eden çok ifadeler vardır.
Ezcümle Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:
«Bugünlerde, Manevî Bir Muhaverede Bir Sual Ve Cevabı
Dinledim. Size, Bir Hülâsasını Beyan Edeyim:
Biri dedi: Risale-i Nur’un iman ve tevhid için büyük
tahşidatları ve küllî teçhizatları[1] gittikçe çoğalıyor. Ve en muannid bir
dinsizi susturmak için yüzde birisi kâfi iken, neden bu derece hararetle daha
yeni tahşidat yapıyor?
Ona cevaben dediler: "Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î
tahribatı ve bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve
İslâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı
tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor,
belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsid âletler ile dehşetli
rahnelenen kalb-i umumîyi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun ve bahusus avam-ı
mü’minînin istinadgâhları olan İslâmî esasların ve cereyanların ve şeairlerin
kırılması ile bozulmağa yüz tutan vicdan-ı umumîyi, Kur’an’ın i’cazıyla ve
geniş yaralarını Kur’anın ve imanın ilâçları ile tedavi etmeğe çalışıyor.
Elbette böyle küllî ve dehşetli tahribata ve rahnelere ve yaralara, hakkalyakîn
derecesinde, dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde
mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki; bu zamanda Kur’an-ı
Mu’ciz-ül Beyan’ın i’caz-ı manevîsinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle
beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyat ve inkişafata medardır."
diye uzun bir mükâleme cereyan etti. Ben de tamamen işittim, hadsiz şükrettim.
Kısa kesiyorum.» (Kastamonu Lâhikası sh: 30)
Yine bu geniş dairede bid’atların tamiri hakkında bir beyanda
şöyledir:
Evet, «Hazret-i Mehdi’nin cem’iyet-i nuraniyesi, Süfyan
komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akâranesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi
ihya edecek; yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr
niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (A.S.M.) tahribe çalışan Süfyan komitesi,
Hazret-i Mehdi cem’iyetinin mu’cizekâr manevî kılıncıyla öldürülecek ve
dağıtılacak.» (Mektubat sh: 441)