FİLİMLER ve BELGESEL:GİZLİ TÜRKİYE DÜŞMANLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FİLİMLER ve BELGESEL:GİZLİ TÜRKİYE DÜŞMANLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.06.2015

YANILAN KİM, KANDIRILAN KİMLER? : Haçlılar zafer kutluyor! 7 Haziran seçimleri öncesinde her ortamda Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldıran haçlı ittifakı seçimlerin ardından zafer kutlaması yaptı ve yine Erdoğan'a saldırdı...


İLK DARBE ABDÜLHAMİD’E YAPILMIŞTI

SON DARBE

YENİ YÜZYILIN İSLAM SANCAKTARI LİDERİ OLAN

ERDOĞANA YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR .

Ana akım gazetelerin çoğunun baş sayfadan yayımladığı haber ve yorumlarda HDP nin başarısı vurgulanırken, seçimden ilk sırada çıkan AK Parti nin aslında kayıp yaşadığı belirtildi.


La Repubblica gazetesi haberi baş sayfadan iki yorum yazısıyla verdi.

SELAHADDİN EYYÜBİ DURDURULDU


Adriano Sofri imzasıyla yayınlanan yorumda "Yeni bin yılın Selahaddin Eyyübi'si son metroda durduruldu" başlığı kullanıldı.

Erdoğan'ın bir mitinginde Kudüs'e İslam bayrağı dikmekten söz ederek Selahaddin Eyyübi'nin adını andığı hatırlatıldı.

"SULTAN'A ŞAMAR"


Aynı gazetede Marco Ansaldo imzalı yazıda ise "Sultan'a şamar. Türkiye'de heyelan ve dönüm noktası" başlığını kullanıldı.

Yazıda "Beyaz gömlekli bir Kürt'ün temiz yüzü ilk kez Türkiye meclisine giriyor ve Sultan'ın kibrini yerle bir ediyor. Sakin bir konuşma tarzına sahip olan, azınlıkları, kadınları ve eşcinselleri savunan Selahattin Demirtaş, seçim kampanyasında reddettiği Erdoğan'a kafa tutuyor. Hilal ülkesi (Türkiye) için bir devrim" denildi.



İsrail 'de seçim sevinci


7 Haziran seçimi öncesinde kirli ittifaklar kuran ve kapalı kapılar arkasında planlar yapan karanlık güçler Ak Parti'nin tek başına iktidar olamamasına büyük sevinç yaşadı. Paralel örgütün güneydeki sevdiği ülke İsrail  basını Türkiye'deki seçimleri 'İstanbul'a dönüyoruz' başlığıyla verdi...



İsrail de seçim sevinci
7 Haziran seçimi öncesinde kirli ittifaklar kuran ve kapalı kapılar arkasında planlar yapan karanlık güçler Ak Parti'nin tek başına iktidar olamamasına büyük sevinç yaşadı. Paralel örgütün güneydeki sevdiği ülke İsrail basını Türkiye'deki seçimleri 'İstanbul'a dönüyoruz' başlığıyla verdi...




Yıllardır Filistin topraklarında işgal politikası güden, on binlerce Filistinli ve Gazzeliyi katleden İsraile 'e en sert tepkiyi veren ülke olan Türkiye'deki seçimlerin sonucunda oluşan belirsizlik, bu ülkede sevince neden oldu. Haber7'nin haberine göre, seçim sonuçlarını an be an yayınlayan İsrail medyası, resmi olmayan sonuçların belli olmasının ardından adeta kutlama yaptı.

12 yıllık iktidarlığı döneminde İsrail'e ve onun politiklarına karşı çıkan Ak Parti hükümetinin yeni dönemde tek başına iktidar olamayacak olması en çok İsrail'i sevindirdi. İsrail medyası, seçim sonuçlarını 'Erdoğan gitti, artık daha güçlüyüz' sözleriyle yorumladı.

'AK PARTİ İSRAİL'İN KARŞITIYDI'

Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakınlığı ile bilinen 'İsrael Today' gazetesi, seçimlerin sonucunda halkın 'Erdoğan'a hayır' dediğini duyurdu. Söz konusu gazete, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek şekilde Türkiye'deki seçimlere gazetenin ilk üç sayfasında genişçe yer verdi. Yapılan analizlerde Ak Parti'nin 12 yıllık iktidarında İsrail'e yönelik karşıt politikaları toplandı. Gazze konusunda İsrail'e baş kaldıran bir hükümet olarak tanımladı.









'
İSRAİL'E SALDIRARAK OY TOPLADI'

'İslamcılardan Erdoğan'a destek yok' ifadesini kullanan gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar İsrail karşıtı söylemlerle oy toplamaya çalıştığını yazdı.

'YENİ DÖNEMDE RAHATIZ'

Gazete, Mısır'da Mursi'nin partisi Hürriyet ve Adalet Partisi'ne yakınlığıyla tanımladığı Ak Parti'nin İsrail'le ilişkilerinin çok kötü olduğunu belirtti. Ak Parti'nin iktidar olduğu dönemde Yahudilerin Türkiye'de korku içinde yaşadığını da ifade eden gazete, HDP'nin meclise girmesiyle yeni dönemde bunun daha farklı bir hal alacağını yazdı.

'İSTANBUL'A DÖNÜYORUZ'

Ak Parti'nin 'terör örgütü' olarak nitelendirdiği Hamas'ın en büyük destekçisi olduğunu ifade eden gazete, iki ülke ilişkilerinin son yıllarda kötü olduğunu, bu sebeple İsrailli turistlerin Türkiye'ye gidemediğini yazdı. 'İsrael Today' iktidardaki belirsizlikle birlikte kendilerine fırsat açıldığını belirti ve 'İstanbul'a dönüyoruz' başlığı attı.

Netanyahu'ya yakın gazete, İsrailli turizm firması 'Over Tour'un başkanı Yahuda Zefarni'nin, Türkiye'ye giden vatandaşların sayısının önümüzdeki dönemde inanılmaz bir artış göstereceğini, sadece bu yıl Türkiye'ye 100 bin İsraillinin gitmesini beklediği sözlerini aktardı.
Türkiye'de Doğan ve Cihan medyasının yoğun desteğini alan HDP, İsrail'de de büyük destek görüyordu. Sonuçların ardından İsrail hükümetinin Gazze'ye yönelik baskılarını artırması, Filistinlilere gözaltıların artması ihtimali doğdu.


Selahattin Demirtaşın'ın Beyaz Türklerin desteklediği bir proje olduğuna dikkat çeken Kuzu,Abdülhamid Han 'a da aynı şeytani formülü uyguladılar. Bunun sonucunda o dönem topraklarımızın 25 katını kaybettik" dedi. İşte o açıklamalar:


"POLİS KOLEJLERİNDEN HDP'YE OY"

 Demirtaş bir projedir. 


Çözüm sürecini tıkama projesidir. Öcalan'ı bir kenara çekme projesidir. Çünkü Demirtaş çözüm istemiyor. Bunu bilelim. Bir tarafı o. İkincisi 17-25 Aralık operasyonları, Gezi olaylarında durdurulmaya çalışılan devasa projeleri kilitleme ve kenetlenmeydi Demirtaş etrafında toplananlar. Dediler ki "Kemal'den falan fayda yok. Zaten MHP'nin durumu da belli. Beyaz Türkler Demirtaş'ı oraya koydu. 

PKK'nın siyasi uzantısıydı HDP. 50 bin kişinin ölümüne sebep olmuştur. Bundan sonra göreceğiz ne yapacaklar? AK Parti'yi aşağıya çekme hesabı aylar öncesinden yapıldı. Emanet oylar falan Kürt oyları değil. Etiler, polis kolejlerinden ummadık yerlerden oylar geldi HDP'ye. Türkiye'nin bölgesinde küresel güç olması birçoklarını rahatsız etti. İçerde Aydın Doğan'ı rahatsız etti. Paralel uzantılar hep birlikte bir araya gelip şeytani formülü tutturdular.

YANILAN KİM, KANDIRILAN KİMLER ?


"20 PARTİ ABDULHAMİD'İ HEDEF ALMIŞTI"




> Bu aslında Abdülhamid Han döneminde 20 parti vardı. Hepsinin hedefi Abdülhamid'i götürmekti. Sonrası ne olacak denildiğinde 'Bakarız' diyorlardı. CHP'nin ataları İttihat Terakki'ye geldi. Osmanlı'nın sonunu getirecek icraata imza attılar. Toprakların da 25 katını kaybettik.


ABD'li Musevi bir ailenin yönettiği New York Times'ın Türkiye için başlattığı karalama kampanyası, Sultan Abdülhamid dönemine dayanıyor.


İşte New York Times'taki Abdülhamid haberi




1851'de gazeteci ve politikacı Henry Jarvis Raymond ve bankacı Geroge Jones tarafından New York'ta kurulan New York Times, dünyanın en köklü gazetelerinden biri haline geldi.

NYT'NİN TARİHİ SKANDALLARLA DOLU

Gazetenin sahibi, 1896 yılından bu yana Musevi kökenli Sulzberger Ailesi. 18 farklı yayına da sahip olan 'The New York Times Company'nin tarihi, 1,5 milyona yaklaşan tirajına rağmen skandallarla dolu.

ABD HÜKÜMETİYLE DAVALIK OLDU

Gazetenin tarihindeki en büyük skandal ise ABD'li bir kamu görevlisi olan L.B. Sullivan ile ilgili 29 Mart 1960'da iftiralarla dolu bir haber yayınlaması oldu. Bu iftiralar dolayısıyla para cezası ödemeye mahkum edilen gazete, 1971'de 'Pentagon Belgeleri' yazı dizisi dolayısıyla ABD hükümeti tarafından dava edildi.

ERDOĞAN'A ELEŞTİRİLER

The New York Times, seçimler öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik hadsiz eleştirilere başlayarak "Türkiye'nin baş basın eleştirmeni" başlıklı bir yazı yayınladı. Gazete "Türkiye'nin liderine göre, New York'tan yapılan eleştiri yayımlanmaya uygun değil" diyerek kışkırtıcı bir rol üstlendi. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra 'Erdoğan'ın gücünü artırmasının Türkiye'yi belirsizliğe sürükleyeceğini' yazdı.

TÜRKLER TEHDİT ETTİ İDDİASI

2014 Eylül'de akılalmaz bir iddia ortaya atan gazetenin Yayın Yönetmeni Dean Bauet, Türk yetkililerin muhabirlere yönelik tehditler savurduğunu iddia etti. Daha sonra ispata davet edilen Bauet sessizliğe büründü.

ERDOĞAN'I DÜŞMAN GİBİ GÖRÜYOR

Aralık 2014'te de yine Erdoğan'ı hedef tahtasına koyan gazete, Türkiye'de medyaya yönelik operasyonlar yapıldığını ve bunun 'paranoya siyasetinin bir parçası olduğunu' iddia etti. 

Gazete, Paralel Yapı'ya karşı gerçekleştirilen operasyonların ardından "Erdoğan, paralel evrende yaşayan despot bir lider imajı çiziyor" hakaretinde bulunmuştu. 23 Mayıs 2015'te 'Türkiye üzerinde kara bulutlar' adlı bir yazı yayımlayan New York Times, şunları yazdı: "Erdoğan doğruyu söyleyenlere karşı hasmane bir tavır takınıyor gibi. ABD ve NATO müttefikleri onu bu yıkıcı yoldan geri döndürmeye çalışmalı."

İşte gazetenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ifade ettiği Abdülhamid, Menderes ve Özal için yazdığı hakaret ve iftira dolu haber başlıkları ve yazılar:

"ABDÜLHAMİD İMPARATORLUĞU SATTI" DEDİLER

- 19 Aralık 1886: 'Sultan Abdülhamid komplocuların ve ajanların gölgesinde halkının saygısını kaybetti.'
- 15 Mart 1892: 'Sultan Abdülhamid'e karşı planlanan suikast girişimi büyük heyecan yaşattı.'
- 3 Kasım 1895: 'İmparatorluğu'ndaki son 20 yıla bakıldığında, Sultan Abdülhamid'in Hristiyan halkından daha büyük bir düşman görmediği açık...'
- 20 Kasım 1895: 'Abdülhamid'in emriyle Harput'a giren Kürt süvarileri Hristiyanları katletti.'
- 24 Ocak 1896: 'Abdülhamid İmparatorluğu Rus Çarına sattı.'
Ayrıca gazete sözde Ermeni Soykırımı konusunda Abdülhamid'i karalayan yüzlerce haber yaptı.

MENDERES'E KARŞI DARBEYİ KIŞKIRTTILAR

- 19 Nisan 1953: 'Türkiye'nin ekonomisi zora girdi. Bu Başbakan Adnan Menderes tarafından yalanlansa da mevcut ekonomisinin kötü sonuçları para piyasalarında görülmeye başlandı.'
- 15 Aralık 1953: 'Türk siyasi partisi tacize uğradı. Meclis, Menderes'e muhalif olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin mallarına el konulmasını onayladı.'
- 25 Nisan 1960: 'Bu ay İnönü'nün mitinglerini ordu yardımıyla durdurması karşısında durumu protesto eden askerler tutuklandı. Atatürk'ün devriminden bu yana ilk kez ordu içinde siyasi muhalefet olduğu göz önünde tutulmalı. Liberalleşme sayesinde Menderes seçimleri kazandı.

ÖZAL İÇİN HUYSUZ, KAN DAVALARI GÜDEN YAKIŞTIRMASI

- 12 Haziran 1985: 'Türkiye'de bir polis devleti oluşturabilme korkusu yaşattığını söylediler.'
- 15 Mayıs 1988: ' "Türkler Özal'ın referandumunu reddetti" başlıklı haberde istifa kampanyası başlatmıştı.'
- 9 Mart 1991: 'Türkiye'de yeni bir hanedanlık mı? Eğer öyleyse yönetilemez bir hanedanlık…' Özal ve eşi Osmanlıların modern bir versiyonu...
- 1993 yılında Özal'ın ölüm haberini ise 'Turgut Özal (66), Ankara'da vefat etti; Türkiye'nin kavgacı Cumhurbaşkanı' Haberde Özal için 'Gözlüklü, huysuz, hiddetli, iç işlerinde kişisel kan davalarını güden" gibi hakaretlerde bulunulmuştu.

ABDÜLHAMİDE OYNANAN OYUN ÖZALA OYNANAN OYUNUN AYNI OYUN BAŞBAKAN ERDOĞAN'A DA OYNANDILAR .

Sultan Abdülaziz gibi, Abdülhamit gibi halkın lehine işler yaptığı için düşmandırlar ona. Düşünebiliyor musunuz, hırsız diyor, diktatör diyor. Sen diktatöre hırsız diyebilir misin? Dersen bulursun belanı. Bu memlekette 17.500 faili meçhul cinayet var.

Bu iktidarın zamanından değil, evvelinden. Eğer Tayyip bey diktatör olsaydı Kılıçdaroğlu bir faili meçhul cinayette giderdi.

Bulurlar bir meczup, nasıl Özal'a yaptılar. Özal bunun kimin yaptığını çıkardı, söyleyemedi. Çünkü devlet içinde devlet var. İlk defa bugünkü başbakan cesaretle içindeki rakip devlete cephe aldı.

Bu sondur inşallah temizlenecek

KAYNAK: SABAH

İçimiz ne zaman karışır?


Sultan II. Mahmud döneminde Osmanlı, son derece büyük sarsıntılar geçirmiş, II. Mahmud’un veremden ölmesi sonucu, oğlu Sultan Abdülmecid tahta geçmişti...

Bu sırada Batı dünyası, İngiltere önderliğinde her fitneyi deniyor, bu serinin ilk yazısında belirttiğim “Büyük Proje” adım adım hayata geçiriyordu.

Sultan Abdülâziz, bir darbe sonucu katledildi...

Sultan V. Murad “deli” damgasıyla tahttan indirildi...

İttihad ve Terakki Cemiyeti kurulup baş döndürücü bir hızla etkisini hissettirmeye, hatta belirleyici olmaya başladı...

Sıra Abdülhamid’i denemeye gelmişti. İttihad ve Terakki Cemiyeti vasıtasıyla çeşitli pazarlıklar sonucu tahta çıkardılar. Bu, komplocuların en büyük hatası oldu: Amaçlarına ulaşmaları 33 sene gecikti.

Sultan II. Abdülhamid döneminde, İngiliz oyunu ilk kez sekteye uğrayıp durakladı. Osmanlı bir ölçüde toparlanmaya başladı.

Padişah, hilafet gücünü de kullanarak İslâm dünyası üzerindeki etkisini artırmış,Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulmasını kesin bir dille reddetmekle kalmayıp, İngiltere vatandaşlarına ve Yahudilere toprak satışını yasaklamış, hatta bölgeyi üzerine tapulamıştı.

İngiltere’nin ise böyle bir gecikmeye tahammülü yoktu...

Padişah (Sultan Abdülâziz) katletmeyi bile göze alan fitne, bu kez Abdülhamid’i tahttan indirmeye karar verdi.

İttihad ve Terakki Cemiyeti sayesinde orduya fitne soktular. Kolağası Resneli Niyazi Bey’le Enver Bey (sonra Paşa), Sultan II. Abdülhamid’e karşı savaşmak üzere isyan edip dağa çıktılar...

Osmanlı köşe-bucak karıştı...

Ortalık karman-çorman oldu...

Ne yaptılarsa, siyaset allamesinin “idarî dehâ” olarak tescil ettiği Sultan II. Abdülhamid’i aşamadılar. Dönemin gazeteleri ile dini hassasiyetlerini kullanarak çeşitli dezenformasyonlarla Abdülhamid aleyhine yaptıkları propagandalar bile işe yaramadı.

“Diktatör” dediler tutmadı, “hırsız” dediler olmadı; nihayet “elleri kanlı katil”anlamında “Kızıl Sultan” diye saldırdılar; yine de Abdülhamid Han’ın padişahlık ve halifelik sıfatlarından beslenen iradesini aşamadılar...

Ne var ki, “İngiliz oyunu” sınır tanımıyordu: Suikastler dizisini devreye soktular. Her defasında Padişah bunlardan “kılpayı” kurtuldu. Bu kez de ordu içindeki ve Meclis-i Meb’usan’daki yandaşları vasıtasıyla “31 Mart Olayı”nı tezgâhladılar...

Bu işleri tezgâhlamak için İngiltere çok para saçtı: “Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez”di.

31 Mart Olayı, Selanik (Hareket) Ordusu ve nihayet tahttan indirme operasyonu...

Abdülhamid’e tahttan indirildiğini tebliğ edecek heyette, Makedonya Risorta Mason Locası’nın kurucusu Selanik Milletvekili Emanuel Karasso Efendi (Mondros Mütarekesi sonrasında Trieste’ye yerleşti ve 1934 yılında orada öldü) isimli bir Yahudi ile bir de Ermeni milletvekili Aram Efendi vardı...

Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildi. Padişah’ın her ihtimale karşı satın alıp üzerine tapuladığı stratejik yerler (Filistin bölgesinin Mescid-i Aksa çevresi, Musul ve Kerkük’ün petrol bölgeleri) acemi İttihadcılar tarafından tapu delinerek İngiltere’ye peşkeş çekildi...

İsrail kuruldu, Balkanlar’daki topraklar elden çıktı, Arap âlemi param parça edildi, petrol yataklarına el konuldu. Böylece İngiltere ve müttefikleri ilk büyük hedeflerine ulaşmış oldular.

Sıra en büyük hedefi vurmaya gelmişti: Müslümanların rahatça sömürülebilmesi için, bir türlü kontrol edemedikleri hilafetin artık kökünün kazınması gerekiyordu.

Sonrasını biliyorsunuz...


NOT: Tarihi olayların günlük karşılıklarını bulmayı ferasetinize bırakıyorum.

YeniAkit /

Yavuz Bahadıroğlu


Said Nursi:
Her sabah Abdülhamid'e dua ederim .


Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, her sabah Sultan Abdülhamd Han için dua ettiğini söylemişti.

Vehbi Vakkasoğlu'nun "Başkasının Günahına Ağlayan Adam" kitabında yer bilgi şöyle:

Mustafa Sungur ağabeyin Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin ağzından naklettiğine göre, Abdülhamid “Veli” idi:

“Sultan Abdülhamid, velidir. Ben, onu hususî dualarımın içine almışım. Her sabah, ‘Ya Rabbi, sen Sultan Abdülhamid Han ve Sultan Vahidüddin ve Hanedan-ı Osmaniye’den razı ol’ diye dualarımda yad ederim.”




24.12.2014

THE CIAmaatın : AHLÂKSIZLIĞA AHLAKSIZLARA BAK YAHUDİ GELENEĞİDİR. HEM VURUP,HEM AĞLAMAK. Yolsuzluğa hayır derken Yolsuzları yolunu bulan yolsuzlar



17-25 Aralık darbe girişimleri 


Büyük resimde, hak/hukuk tanımaz sapkın bir kişinin, karanlık ilişkilerle, kendi sapkın emelleri için, içinde yetiştiği topluma ve mensubu olduğu dine yalan ve iftira ile ihanet etmesidir.



THE CIAmaatın : AHLÂKSIZLIĞA AHLAKSIZLARA BAK YAHUDİ GELENEĞİDİR.
HEM VURUP,HEM AĞLAMAK.
Yolsuzluğa hayır derken
Yolsuzları yolunu bulan yolsuzlar
Sen soruları çal
Kul hakkı ye
Yatak odalarını dinle
Şantaj  , montaj  yap
İsraile devlet bilgilerini aktar
Her haltı yap mağduru oyna

THE CIAmaatın :
Çevresi kandırmıştır

Çevresi aldatmıştır

Çevresi yanıltmıştır

Çevresi kaybetmiştir

Ama Kendisi , Lideri , Çevresi de KÖTÜ”DÜR!


O yapıya masum duygularla gönül vermiş, hizmet etmiş kardeşlerim gücenmesin ama…

Vatikan’ı ziyaret edip, “Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz” diyebilen,

Dinlerarası diyalog, hoşgörü gibi süslü laflarla ehl-i sünnet yolunu bozmaya çalışan,

Orkestra eşliğinde kilisede sözde ezan okutan,
Sazlı-sözlü ilahilerin çalındığı içkili iftarlar organize eden,
Bir yandan sözde Peygamber Efendimizi anma etkinlikleri düzenlerken, öbür yandan “(La ilahe illallah) diyenin (Muhammeden resulullah demese de) cennete gideceğini söyleme cüreti gösteren,

(Bunu söyleyenin dinden çıkacağını) anlatanları çirkin operasyonlarla cezaevine tıkan,

Devlete yerleştirdiği savcı, polis ve hakimleri kullanarak, (kendisi gibi düşünmeyen) başka dini cemaatleri bitirmeye çalışan,

Kendi hocasının kitaplarını bile değiştirmeye kalkışan,
Yanlışını açık ediyor diye aynı kaynaktan geldiği yolun talebelerini hapishanelere yollayan,

Birçok insanı gizlice dinleyip şantaj yapan,
Devlet büyüklerini bile dinleyip, casusluk yapan bir yapıya ‘İslami cemaat’ denilebilir mi?

İSLAM AHLAKI KİTABININ ÖNSÖZÜNDE DENİLİYOR Kİ;

“İslamiyeti bildiren kitaplar pek çoktur.
 Bunların içinde en kıymetlisi, İmam-ı Rabbani’nin üç cilt (Mektubat) kitabıdır.

Muhammed Ma’sum hazretleri, Mektubatın üçüncü cildinin onaltıncı mektubunda buyuruyor ki, (İman, kelime-i tevhidin La ilahe illallah ve Muhammedün Resulullah iki kısmına birlikte inanmaktır).
Yani, Müslüman olmak için, Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğuna da inanmak lazımdır.

Muhammed aleyhisselam, Allah’ın peygamberidir.
Allahü teala, Cebrail ismindeki melek ile, kendisine (Kur’an-ı Kerimi) göndermişlerdir.
Bu Kur’an-ı Kerim, Allah kelamıdır.
Muhammed aleyhisselamın kendi düşünceleleri ve felsefecilerin, tarihçilerin sözleri değildir.
Muhammed aleyhisselam, Kur’an-ı kerimi tefsir etmiştir.
Yani açıklamıştır.
Bu açıklamalara (Hadis-i Şerif) denir.

İslamiyet, (Kur’an-ı Kerim) ve (Hadis-i Şerif)lerdir.
Dünyanın her yerindeki milyonlarca İslam kitabı, (Kur’an-ı Kerim) ile (Hadis-i Şerif)lerin açıklamalarıdır.
Muhammed aleyhisselamdan gelmeyen bir söz, İslam kitabı olamaz.
İman ve İslam demek, (Kur’an-ı Kerim) ve (Hadis-i Şerif)lere inanmak demektir.
Onun bildirdiklerine inanmayan, Allah kelamına inanmamış olur.

Muhammed Aleyhisselam Allahü tealanın bildirdiklerini Eshabına bildirdi.
Onlar da talebelerine bildirdi.
Bunlar da kitaplarına yazdılar.
Bu kitaplarını yazan alimlere (Ehl-i sünnet alimi) denir.
Ehl-i sünnet kitaplarına inanan, Allah kelamına inanmış olur, Müslüman olur.
Elhamdülillah, biz dinimizi Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından öğreniyoruz.
Dinde reformcuların, masonların ve zındıkların uydurma kitaplarından öğrenmiyoruz.

Resulullah “Sallallahü aleyhi ve sellem” duyurdu ki, (Ümmetim arasında fitne, fesad yayıldığı zaman, sünnetime yapışana yüz şehid sevabı vardır.)
Sünnete yapışmak, Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını öğrenmekle ve bunlara uymakla olur.
Müslümanların dört mezhebinden herhangi birisinin âlimleri (Ehl-i sünnet alimleri)dir.

Ehl-i Sünnet alimlerinin reisi, İmam-ı a’zam Ebu Hanife Nu’man bin Sabit’dir.
İngilizler, asırlar boyunca uğraşarak, bir Müslümanı Hristiyan yapamadılar.

Bunu başarabilmek için yeni bir yol aradılar.

Masonluğu kurdular.

Masonlar, İslamiyete, yani Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği ilmlere, yani Muhammed aleyhisselamın sözlerine ve bütün dinlere, öldükten sonra tekrar dirilmek olduğuna, Cennetin, Cehennemin var olduğuna inanmıyorlardı.



YAZIKLAR olsun size!..

Bin kere yazıklar olsun… Petrodolarlar cebinizi ısıtıyor ama kalbinizi çölleştiriyor… Siz altın ve gümüş, dolar ve euro karşılığında bozuk bir bid’at mezhebinin sinsi propagandasını yapıyorsunuz.

Siz gerçek Ehl-i Sünnet değilsiniz. Olsaydınız yüz milyonlarca tarikat ve tasavvuf Müslümanını şirk ve küfürle suçlamazdınız.
Siz bu aşırılığınızla kendinizi küfür ateşine atıyorsunuz. Örnek olarak Tahşiyeciler gibi

Sizin şirkle suçladığınız o Müslümanlar ehl-i Tevhid ve ehl-i Kıbledir. Onları ne kolay tekfir ediyorsunuz. Sizde hiç adalet, insaf, iz’an, vicdan yok mudur?


Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Şama, Yemene dua etmişti. Biri, bizim oraya da dua buyursanız dediğinde, etmemiş, “Şeytanın boynuzu (karnü’ş-Şeytan) oradan çıkacak” buyurmuştu. 

Onlar, devlet-i İslamiye-i Osmaniyeye, Hilafet-i İslamiyeye isyan etmişler, Ümmetin parçalanıp yıkılmasına yol açmışlardı.
Siz Ehl-i Sünnetin geniş caddesinden çıkıp karnüşşeytan çıkmaz sokağına girdiniz.
Siz, onları tutmakla Sevâd-ı Âzam dairesinden dışarıya çıktınız.
Petrodolarlarla dünyada bir şeyler satın alabilirsiniz ama Cenneti, ebedî Saadeti alamazsınız. Siz ne kötü bir ticaret yaptınız.
Söyleyin bana: Şu anda Ortadoğuda ABD’nin, İngilizlerin, İsrailin en büyük müttefiki kimdir? Söyleyin, söyleyin…
Şeytanın boynuzları altın yaldızlı… Altın sizi çekti… Altın sizi yaktı…
Hem kendinizi yakıyorsunuz, hem de birtakım Müslümanları aldatıp yakıyorsunuz…

17.11.2014

FAİZ LOBİSİ Ülkemizi bölmek, parçalamak ve dağıtmak için dış/iç Siyonist karanlık odaklar : Önce Uludere’de, Sonra Reyhanlı’da, En son Taksim’de Sıçradı.

Son yıllarda oldukça yoğun bir tempoyla çalışarak fazla mesai yapmaya başladılar.

Karanlık komploların, küresel tezgâh ve provokasyonların biri bitince kısa süre sonra mutlaka bir yenisi devreye giriyor.
Eskiden Siyonist/haçlı batı ittifakının ülkemiz üzerinde oynadığı karanlık senaryoların hedefinde, devletin derin yönetim karargâhlarında milli güçlere kaybettikleri kaleleri tekrar kazanıp Türkiye’yi yeniden batı güdümünde sömürge tipi üçüncü dünya ülkesi olarak yönetmek ve Sabetayist Yahudiler için ilelebet bir Cennet ülke haline getirmek vardı.

Ancak milli devletin AKP’nin tek başına 11 yıllık iktidarında İttihat ve Terakki kökenli Ergenekon derin örgütlenmesine ait kadro, yapılanma ve organize ihanet şebekesini devletin sinir merkezlerinden tamamen tasfiye etmeyi başarması ile birlikte ülkenin yönetimini yeniden ele geçirme ümitlerini kaybeden dış mihrakların hedefleri artık değişti!

Türkiye üzerinde oynadıkları oyunların tek bir hedefi var!
O da ülkemizi bütünüyle bölüp parçalamak, milli birlik ve bütünlüğümüzü bozmak, Yugoslavya örneğinde olduğu gibi Anadolu topraklarını ameliyat masasına yatırıp İsrail güdümünde farklı devletçikler oluşturmak suretiyle 1000 yıldır kardeşçe yaşadığımız bu topraklardaki varlığımıza kökten bir son vermek!
Bu amaç doğrultusunda Siyonist çekirge sürüsü ilk sıçrayışını Uludere’de yaptı!

33 sivil vatandaşımızın PKK’lı terörist unsurlar olduğuna dair verilen yanlış istihbarat sonucunda öldürülmesi ile neticelenen Uludere faciasında amaç ülkenin bütününe yayılmak istenen bir Türk/Kürt savaşı çıkartmaktı.

Haçlı batı dünyası 40 yıl boyunca PKK terör örgütüne verdiği olağanüstü desteğe rağmen TSK ile PKK terör örgütü arasında süregelen silahlı mücadeleyi bir Türk/Kürt kavgasına çevirmeyi asla başaramadı.

1000 yıl boyunca yüce İslam dininin tüm yeryüzünde bayraktarlığını yapmış olan Selçuklu/ Osmanlı İslam medeniyetinde bir ve kardeş olarak yaşamış Türk ve Kürt toplumunu birbirine düşman iki kardeş haline getirmek sanıldığının aksine hiç kolay değildir.

Bütün İslam dünyasını 18 Haçlı Seferi karşısında korumak için göğsünü birlikte siper etmiş ve iman kardeşliği mayası ile kalpleri, gönülleri birbirlerine bağlanmış, kız alıp kız vermiş, hısım-akraba olmuş, et ve tırnak gibi iç içe geçmiş Türk ve Kürt toplumunu ırkçılık temelinde birbirleri ile çatıştırmayı başarmak imkânsızdır.
Bu hedefe yönelik 40 yıl boyunca süren PKK teröründen, bölgede gerçekleştirilen faili meçhul cinayetlerden, Türk ırkçılığı temelli kurulan Cumhuriyet ideolojisinin devlet imkânları ile Kürt toplumuna yönelik gerçekleştirdiği inkâr, asimilasyon, ötekileştirme, dışlama ve zulüm politikalarından dahi istenilen netice alınamamıştır.

Uludere’de 33 sivil bölge insanının öldürülmesi bahanesi ile bir türlü gerçekleştirilemeyen Türk/ Kürt savaşının hayat bulması için yapılan tüm manipülasyon, bilgi kirliliği, ajitasyon, dezenformasyon ve kara propagandaya rağmen Şeytanın ordusu istediği neticeyi yine sağlayamadı.

Yüce İslam dininin temel prensipleri çerçevesinde koparılamaz bir bağla birbirlerine bağlanmış ve 1000 yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşamış Türk ve Kürt toplumunun sağduyusu bütün oyunları bozdu.

Bunun üzerine Siyonist çekirge ikinci sıçrayışını Reyhanlı’da gerçekleştirdi!

52 sivil vatandaşın ölümüne neden olan bombalı saldırılar sonrası yapılmak istenen ülkede bir Alevi/Sünni mezhep düşmanlığının tohumlarını ekmekti.

Irkçılık, kavmiyetçilik temelli Türk/Kürt kavgasından ümidini kesen dış güçler bu sefer Alevi/Sünni eksenli bir mezhep çatışmasını çıkartmak için harekete geçtiler.

Reyhanlı’daki bombalı eylemlerden Suriyeli muhaliflerin sorumlu olduğu iftirasını, yalanını yoğun medya bombardımanı ile bölge insanına yutturup halkı mülteci kamplarını basmaya yönelik tahrik ve taciz eden Sabetayist/Masonik odaklar etkin çaba ve gayretlerine rağmen varmak istedikleri kirli emellerine yine ulaşamadılar.
Eğer başarılı olsalardı planlarının bir sonraki safhasının detayları şu şekilde idi:

Suriye’deki iç savaş sebebi ile sınıra komşu illerde kurulu mülteci kamplarında hayatlarını devam ettiren Suriyelilerin tamamı Sünni.
Buna karşın Hatay ve Reyhanlı’da ise önemli bir Alevi nüfus yaşamakta.

10.11.2014

Türkiye Ama yine de karşımızdaki İTTİFAKI görmemek olmaz! Erdoğan'ı budamak ve yalnızlaştırmak ilk hedefleri! Asıl saldırıyı bu noktadan sonra yapmayı düşünüyorlar! İngiliz Kraliyet ailesiyle kurdukları sistemin Erdoğan tarafından çökertilmesine ciddi itirazları var!





Türkiye, 10 Ağustos'la birlikte yeni bir sayfa açtı! Halkın karar vererek KÖŞK'e yolladığı ilk isim Erdoğan oldu! Bu askerle, iş dünyasıyla, siyaset elitiyle, medya ile yapılanın artık milletçe yapılması anlamına geliyordu! Onların işaret ettiği değil, milletin istediği oraya geliyordu!
Geldi de!

Ama bu ilk adımdı!

Model olarak yaşayabilmesi için Erdoğan'ın BAŞKANLIK sistemine gidebilmesi, onu hayata geçirebilmesi gerekiyordu! Belki de en büyük mücadele şimdi başlıyordu! 30 Mart ve 10 Ağustos'ta Paralel yapı büyük yara almış, CHP ile MHP ise yenilmişti!

Zaten kazanacaklarına hiç inanmayanların yenilgisi de kendileri için anlamsızdı! Yenile yenile devam ediyorlardı!

Belki Kemal Bey ile Devlet Bey tasfiye olacaktı! Olması da gerekiyordu!

Yakında çıkacağını daha önce söylediğim YENİ GÜÇ taze muhalefetle yol almak isteyecekti! Ortak hedefi vurmak için bu iki partinin şimdiki hali yeterli değildi! Zaten YENİ GÜÇ olmak için dışarıda alınan karar birilerine ulaştırılmıştı!

Ankara'daki gizli toplantılar, telefonsuz iletişimler, ev sohbetleri, dosya değiştirmeler tüm hızla devam ediyordu!

Toplantılar o kadar ilerlemişti ki İSTANBUL teşkilatı bile kurulmuştu!

Bu KUTSAL (!) görev için AK SAÇLILARDAN sıraya girenler bile vardı!
Peki neden yine bir türbülans için düğmeye basılmıştı?

Galiba Türkiye'nin gözden kaçırdığı konu tam da burasıydı!

İngiliz İmparatorluğu bugün hala bilinmese de çok güçlüdür!


İngilizlerin Müslüman Ordusu Anlatılmadı da zaten! Ezberle gittik! Marşlarla, türkülerle destan yazdığımızı sandık! Kimini Yahudi'nin yazdığı, kimini de Avrupalı'nın yazdığı MARŞLARI kendimizin zannettik, göğsümüz kabardı!

İngilizlerin Müslüman Ordusu

              

Bizi yıkan İngilizler'di! Bunu hiç okumadık! Anlamadık!

Anlatılmadı da zaten! Ezberle gittik! Marşlarla, türkülerle destan yazdığımızı sandık! 

Türklük propagandası yaparken, kendimizi yücelttiğimizi düşündük! Birimiz dünyaya bedeldi!
Öyle söylememiz ve düşünmemiz isteniyordu! Ama Londra'nın kurduğu oyunu ve attığı formatı görmüyorduk!

Türk'tük! Akıllıydık ama ülke elimizde değildi! 

Bizi öyle gaza getiriyorlardı ki aklımızı kullanmak yerine sadece savaşmayı istiyorduk!
Kahramanlığı kılıcın ya da namlunun ucunda görüyorduk!

Oysa GÜNEŞ BATMAYAN İMPARATORLUK akılla yönetiliyordu! Kime nasıl "İZM!" enjekte edileceğine onlar karar veriyordu! 

Bünyeye göre bu değişiyordu! Birinci Dünya Savaşı'nda yenildiğimiz halde zafer olarak kutluyorduk! Aklımız tamamen karışmıştı!
Çocuklarımız İNGİLİZLER'in isteği üzerine sadece ezberliyordu! İçeride atılan siyasi, ekonomik, kültürel ve istihbari formatı görmüyorduk!

Kimini Yahudi'nin yazdığı, kimini de Avrupalı'nın yazdığı MARŞLARI kendimizin zannettik, göğsümüz kabardı! 

Kahramanlığa bayılıyorduk! Böyle olduğumuzu bildikleri için de uygun reçete yazıyorlardı!

Bütün tedavi biçimleri bizi TARİHİMİZDEN ve DİNİMİZDEN koparmak içindi! 

DEVAMI :

Dünyada tek millet YÜZ DEVLET olacak gücümüz var. Maalesef bizi 100 yıldır birbirimize kırdırarak uyuturlar. Şimdi uyanan bir DEV var.


 Uluslararası tüm analistler ve gelecek bilimcileri 2050 yılında Türkiye'nin SÜPER GÜÇ olacağını boşuna söylemiyor.


Onun içindir bu korkuyu yaşayanlar bugün Ankara'ya yapılan Köşk'e ve Cumhurbaşkanımızın yeni uçağına hala saldırıyor.
Bizi 100 yıldır EZIK ülkenin EZİK insanlar topluluğu yaptılar, masaya oturtmadılar, bizden kopardıkları topraklarda trilyon dolarları kana boşarak çaldılar.
Bizi hala EZİK olarak masaya servis yapan UŞAK gibi görmeye çalışıyorlar. Bu uğurda paralel, üçgen, beşgen içeride ne varsa kullanıyorlar.

Dışarıdan da Yahudi BARONLARIN medyası ile koro halinde havlıyorlar.
Yakında Türkiye Cumhurbaşkanı'nın ayakkabı bağına bile saldırmalarını bekliyorum bu kudurmuşlardan.

Ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye, tüm dünyada 100 yıldır koparılmış olan bağları onaracak. 

İnşallah Malazgirt Zaferi'nin 1000. yılına TEK MILLET 100 DEVLET olarak gireceğiz. 

Yeter ki; GÜCÜMÜZÜ keşfedelim ve bu ülkeye saldıranlarla ihanet edenlerin tezgahına gelmeyelim.

Yeter ki; Uyumayalım!!!

Türkmenistan doğalgazını hem bize hem de Avrupa'ya taşımak için dün imzalar atıldı.
2013'ten bu güne MANAVDAŞLARA tam 22 milyar dolarlık iş yaptık.

Türkiye'deki Tren yolu, Bakü 'den Hazar Denizi'ne inecek. Türkler, Hazar'ın karşı kıyısına Türkmenistan'da liman yapıyor.
O Liman'dan demiryolları Basra ve Çin'e inecek. Yani biz ineceğiz ve çok oluyoruz.

Birileri bu yüzden kudurup içerden ve dışarıdan saldırıyor.
Çölün ortasında Selçuklu mimarisiyle modern ve muhteşem bir şehre dönüştürülen Aşkabat'tan bu duygularla dönüyorum.
Atalarımın topraklarından yepyeni bir şehir kuran 600 akıncı Türk şirketinde ter dökenleri de alınlarından öpüyorum.

Bekir Hazar - 08.11.2014
Takvim



DÜNYADA TEK MİLLET YÜZ DEVLET OLACAK GÜCÜMÜZ VAR.

 

Bir millet 100 devlet


Geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azebaycan'daydık. "Tek millet iki devlet" diyordu Erdoğan. İran'da 25 milyon Azeri ve 3 milyon Türkmen yaşıyor. Irak ve Suriye'de milyonlarca Türkmen'in gözü Ankara'da.

Geçtiğimiz hafta Balkanlar'daydık.

Boşnak ve Arnavutlar "Ankara öksürse hemen koşarak gelir, üzerimize ne düşerse yaparız" diyordu.

Batı Trakya Türkleri hemen dibimizde.

Afrika'daki Osmanlı rüzgarlarını anlatmaya gerek yok. Ortadoğu halkları Erdoğan aday olsa her ülkede Devlet Başkanı seçecek kadar oy yağdırmaya hazır.
Avrupa'da yaşayan milyonlarca Türk memleketi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacak kadar sevdalı.

3.11.2014

BİLİYOR MUSUZ PARALEL YAPI 17 ARALIK DARBESİNİ BAŞARSAYDI, HÜKÜMET ve ÇEVRESİ TAMAMI ŞİMDİ SİLİVRİ'DE OLACAKTI : Tayyip Erdoğanın karalığı sayesinde oyunu bozdu.


Darbe girişiminin iki ayağı olduğunu hemen anladık: Emniyet ve yargı.
İki kurumu da hızla darbecilerden temizlememiz gerekiyordu.

Ama bunun hiç de kolay olmadığını gördük. Çünkü;
Türkiye genelinde 81 ilin emniyet müdüründen 72'si Paralel Yapı'nın denetimindeydi.
İstanbul'daki 176 şube emniyet müdüründen 152'si Haşhaşi'lerdendi.

Daha vahimi; yerlerine atama yapılmasını önlemek için, potansiyel adayların tümü için akla gelebilecek tüm gerekçelerle soruşturma açtırmış, sicillerini bozmuşlardı.

Sonuç:

 Emniyet'te müdürlüğe getirilecek adam kalmamıştı!
Yargıya gelince...

Özel yetkili savcılıkların tümü Paralel'in elindeydi.
Ağır ceza mahkemelerinin tümünde 3 üyeden 2'si mutlaka onlardandı. Paralelci olmayan üçüncü üyeyi ise bir açığını yakalayıp şantajla sindirmişler, istediklerini yaptırmışlar, böylece kararların oybirliğiyle alınmasını sağlamışlardı. Örneğin, Köksal Şengün işte böyle bir tezgâhın kurbanı olmuştu."

Sonra?

Dünya tarihi herhalde böyle bir darbe girişimi yazmamıştır.

Ve inan, Erdoğan dışında hiç kimse bu oyunu bozamazdı. ABD'de böyle bir tezgâh kurgulansa, Obama altından kalkamazdı. Avrupa ülkelerinin hiçbirinde böyle bir darbeyi bertaraf edebilecek lider göremiyorum... Tayyip Bey, gözü karalığı sayesinde oyunu bozdu.

Bir şey daha söyleyeyim; Darbeye 17 Aralık'ta değil de ikiüç ay sonra kalkışsalardı, belki Erdoğan da bu hamleyi savuşturamayacaktı. Telaşları, belki de paniklemeleri sonucu darbeyi öne alınca, çemberi tümüyle kapatamadılar.


28.10.2014

Hz. Süleyman Krallığı Tüm bölümler (HD) -Türkçe Dublaj


Süleyman Krallığı isimli filmi HD kalite

2010 İran yapımı olan Hz. Süleymanın Krallığı filmi. Yönetmen koltuğuna Shahriar Bahrani oturmuştur. Film 50 milyon dolarlık bir bütçe ile İran Devleti tarafından desteklenen Peygamberlerin Hayatı isimli proje kapsamında film olarak insanlara sunulmuştur.

Filmin Başrol Oyuncusu Amin Zendegani ise filmi izleyen herkesten hem oyunculuk performansı hem de yakışıklı ve karizmatik görünüşü ile tam not aldı. 1972 iran doğumlu olan Amin Zendegani daha önce bir filmde başrol oynamamış.

Hz. Süleyman; Allah ona daha önce kimseye vermediği bir güç verdi. Emrine cinler,hayvanlar ve rüzgar boyun eğdirildi.

Yapım: 2010 – İran

Yönetmen: Shahriar Bahrani

Oyuncular: Amin Zendegani, Abas Ghelich Loo, Javad Taheri, Sirous Saber, Arjang Amirfazli

İYİ SEYİRLER…

Hz. Süleyman Krallığı 1. Bölüm



Hz. Süleyman Krallığı Tüm Bölümler (HD) -Türkçe Dublaj




HZ SÜLEYMANA KADAR BÜYÜ KABALA TARİHİ

VE Onlar büyüye değil büyü onlara hükmetmeye başlıyor zamanla İslam’da Şeytan(İblis) tektir ama insanların ve cinlerin içinden çıkan şeytanlar vardır. Hıristiyanlıktaki Azazil karakteri Kuran’da Semum adıyla yer bulmuş bir cehennem yaratığıdır.

İblisin asıl adı, Azazil idi. Cenab-ı Hakk'ın Hz. Âdem (as.)'e secde etme emrinden yüz çevirmesi ve bu secde emrine kibirlenerek isyan etmesinden sonra, “iblis” ve“şeytan” isimlerini aldı.
İblis cinlerdendir, ateşten yaratılması melek olacağı anlamına gelmez.

Cin ve Şeytanların Atası İblis
“Meleklere, “Âdem’e secde edin.” dedik, İblis müstesna, hepsi secde ettiler. O, cinlerdendi; Bundan dolayı Rabbisinin emrinden çıktı...” (Kehf, 18/50)

İbn Abbas (r.a.)'dan gelen bir rivayete göre,
“İblis, meleklerin bir kabilesindendi. Bu, kendilerine cin denen ve yakıcı ateşten yaratılmış olan bir kabile idi. İblis’in o zamanlar ismi “Hâris”di ve cennet bekçilerindendi. Bu kabile dışındaki melekler, nurdan yaratılmışlardı.” Yine İbn Abbas(r.a.)'dan gelen bir başka rivayete göre, “İblis’in ismi, “Azâzîl” idi ve yeryüzünde kalırdı. Meleklerin, bilgi ve akıl bakımından en kuvvetlilerindendi.” Taberî, 1/178.

İbn Abbas ve İbn Mes’ud (r.a.)'a dayanan bir rivayette de,
“İblis, birinci göğün ve yeryüzünün idaresi ile vazifelendirilmişti ve meleklerin, cin denilen bir kabilesine mensubtu. Bu kabileye, cenneti korumakla görevli oldukları için “cin” denilmişti. Binaenaleyh İblis aynı zamanda cennetin bekçilerindendi.”denilmiştir. Taberî, 1/178.

“İblis’den önce de cinler vardı. Fakat onlar helak olmuşlar ve onlardan sedece İblis kalmıştı. Binaenaleyh bugünkü cin ve şeytanlar, onun zürriyetidir. Buna göre de İblis’in cinler içindeki yeri, Nuh(a.s)'un insanlar arasındaki durumu gibidir.” Âlûsî, 15/292.

Ayetlerde, kıyamet günü, Allah Teala’nın meleklere, kafirlerle ilgili olarak, “Bunlar size mi tapıyorlardı?”sorusuna karşılık meleklerin,
“(Ey Rabbimiz) seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Doğrusu onlar cinlere tapıyorlardı.” Sebe, 40-41. ayetleri
şeklinde cevap verecekleri bildiriliyor.
“Şüphesiz Şeytan, insana apaçık düşmandır.” Kur’an 17:53
Bu açık ifade meleklerin ve cinlerin iki ayrı cins olduklarını gösteriyor.
Tek tanrılı dinlerin sonuncusu olan İslam ile Şeytan, insan üzerindeki etkisini kaybetmiştir.



Hz. Hüseyin’in Fedaisi : Muhtar (HD) Tüm Bölümler

Hz. Hüseyin’in Fedaisi : Muhtar (HD) Tüm Bölümler
Herkesin izlemesi gereken filmlerden biri olan 40 bölümlük bu efsane filmi HD kalite ile 

İran Radyo ve Televizyon Kurumu’nun bir yapım eseri olan dizi, İmam Hz. Hüseyin’in katillerinden öç almaya çalışan Muhtar Segefi’nin hayat öyküsünü ve Emevilere karşı kıyamını işlemektedir. 40 bölümlük bu dizinin yönetmeni Davood Mirbageri’dir. Dizinin yapımı 9 yıl sürdü. Bu dizide 110 baş aktör ve 400 figüran rol almıştır. Dizi yayınlanmaya başlamasıyla birlikte Arap ülkelerinde ve ülkemizde büyük beğeni ve çok sayıda izleyici toplamayı başarmıştır.

Yapım Yılı : 2010-11
Bölüm-Süre : 40×50’
Yönetmen : Davood Mirbagheri
Görüntü Yönetmeni : Azim Javanrooh
Oyuncular : Fariborz Arabnia, Reza Ruigari, Amin Zendegani,
Hedyeh Tehrani, Jaleh Ollov

1. BÖLÜM


40 . FİNAL BÖLÜM


Hz. Hüseyin’in Fedaisi : Muhtar (HD) Tüm Bölümler : 1 ve 40.Bölüm