28.08.2015

II. Abdülhamid Han: "İşte benim 33 yıl süren siyasetimin sırrı!"



II. Abdülhamid Han


Düşünüyorum. Üç kıtaya yayılmış koskaca bir cihangirlik, on yılda bir avuç toprak haline geldi. Vebali kimin?.. Kimin olduğunu bulsak ne işe yarar, vatan elden gittikten sonra...


Kırk yıldır büyük devletlerin birbirleriyle kapışmasını bekledim. Bütün ümidim oydu ve Osmanlı'nın bahtını buna bağlı görürdüm. O beklediğim gün geldi, heyhat ki ben tahttan indirilmiş, ülkemi idare edenler de akıl ve basiretten uzaklaşmışlardı. Kırk yıl beklediğim büyük fırsat bir daha ele geçmemek üzere Osmanlı'nın elinden çıkıp gitti.


Otuz yıl tahttan uzaklaşmamak için çalışmışsam bunun içindi. Otuz yıl ne yapmışsam, doğrusu ve yanlışıyla beraber hepsi bunun içindi. Bu sırrı kırk yıl içimde sakladım. Ahfadıma beni tanımaları için anlatacağım. En güvendiğim sadrazamlarıma bile açmadım. Çünkü sınayarak öğrendim ki iki kişinin bildiği şey sır olmaktan çıkıyor. Oysa bunun yabancı devletlerce bilinmemesi gerekiyordu. Osmanlılar ancak böyle bir fırsatı zamanında ve basiretle kullandıkları taktirde kurtulacaklar, yeniden büyük devlet olacaklardı.


Bu kanaate nereden ve nasıl ulaştığımı anlatabilmekliğim için tahta çıktığım günlerde dünyayı ve memleketi nasıl bulduğumu bilmek lazımdır. Ben bu kanaate o günlerde de ulaşmış değilim. Rus muharebesini kaybettikten ve bu muharebe içinde büyük devletlerin bize bakışlarını yakından gördükten sonra edindim. Tek başına yaşayacak ve direnecek gücümüz yoktu. Bizi parçalamakta birleşmiş düşmanlarımız kendi aralarında parçalanırlar ise ve biz de bu parçalardan birinin vazgeçemeyeceği kuvvet olabilirsek yeniden dünya için söz sahibi olabilirdik. Büyük devletler arasındaki rekabetin eninde sonunda onları çatışmaya götüreceği gözler önündeydi. Öyleyse Osmanlı Devleti böyle bir çatışmaya kadar parçalanma tehlikelerinden uzak yaşamalı ve çatışma günü ağırlığını ortaya koymalıydı. İşte benim 33 yıl süren siyasetimin sırrı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder